<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Psikoloji &#8211;  Her Şeye Rağmen Yazmak İyi Geliyor</title>
	<atom:link href="https://www.yasinalaca.com.tr/psikoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yasinalaca.com.tr</link>
	<description>Kitap- Film- Hukuk- Psikoloji ve Eğitim</description>
	<lastBuildDate>Tue, 25 Aug 2020 12:54:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.5.8</generator>

<image>
	<url>https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/cropped-images-32x32.png</url>
	<title>Psikoloji &#8211;  Her Şeye Rağmen Yazmak İyi Geliyor</title>
	<link>https://www.yasinalaca.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Truman Show ve Sosyal Psikoloji</title>
		<link>https://www.yasinalaca.com.tr/truman-show-ve-sosyal-psikoloji/</link>
					<comments>https://www.yasinalaca.com.tr/truman-show-ve-sosyal-psikoloji/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Alaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2020 09:44:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal baskı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal beğeni]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Truman Show]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasinalaca.com.tr/?p=290</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1687" height="1073" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor.png" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor.png 1687w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor-300x191.png 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor-1024x651.png 1024w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor-768x488.png 768w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor-1536x977.png 1536w" sizes="(max-width: 1687px) 100vw, 1687px" /></div>Truman Show ve Sosyal Psikoloji Truman Show filmi bize yaşadığımız dünyanın çoğunlukla sahtelik barındırdığını anlatıyor. Kullandığımız ilaçlar, yiyecekler, içecekler, giyecekler, sevgiler… Aslında hepimiz birer Truman’ız. Truman Show programındaki kurmaca ve yalanlarla biz de her gün karşılaşıyoruz. Bazen görmezden geliyor, bazen de içimize atıyoruz. Bilinçaltımıza verilen mesajlar ile korkular ediniyoruz, bazı çekincelere sahip oluyoruz. Hatta bazı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1687" height="1073" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor.png" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor.png 1687w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor-300x191.png 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor-1024x651.png 1024w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor-768x488.png 768w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor-1536x977.png 1536w" sizes="(max-width: 1687px) 100vw, 1687px" /></div><p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-270 aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/truman-show-sosyal-uyum-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/truman-show-sosyal-uyum-300x169.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/truman-show-sosyal-uyum.jpg 512w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<h1><strong>Truman Show ve Sosyal Psikoloji</strong></h1>
<p><strong>Truman Show</strong> filmi bize yaşadığımız dünyanın çoğunlukla sahtelik barındırdığını anlatıyor. Kullandığımız ilaçlar, yiyecekler, içecekler, giyecekler, sevgiler… Aslında hepimiz birer Truman’ız. <strong>Truman Show</strong> programındaki kurmaca ve yalanlarla biz de her gün karşılaşıyoruz. Bazen görmezden geliyor, bazen de içimize atıyoruz. Bilinçaltımıza verilen mesajlar ile korkular ediniyoruz, bazı çekincelere sahip oluyoruz. Hatta bazı beğenilerimizde bile çevremizden etkileniyoruz. Sürekli izleniyoruz, mücadele ediyoruz, ama istediğimiz mutluluğa ulaşamıyoruz.</p>
<p><strong>Truman Show’u </strong>ikinci izleyişimde Truman’laşan bir hayata sahip olduğumuzu daha fazla düşünmeye başladım. Evet, hepimiz Truman Burbank’ın kopyasıyız. Her tarafımızı saran kameralarla yaşıyoruz. Başkalarının istedikleri gibi yaşıyor, onlar hoşlansın diye hareket ediyoruz. Kazanmak için çok çaba sarf ediyor, ancak kazandığımız cüzi maaşları kapitalist düzene geri gönderiyoruz. Hatta çoğu zaman kazandıklarımızla geçinemiyor, birçok şeyden de feda ediyoruz. (Geleceğimizden de…). <strong>Truman Show</strong> adasında değiliz belki ama dünyada da ondan farklı bir yaşam bulamıyoruz.</p>
<h2><strong>Truman Show ve Sosyal Baskı </strong></h2>
<p>Truman’ın hayallerine karşı verilen olumsuz tepkilerde gerçek hayatta yaşadığımız sosyal baskıyı görüyoruz. Truman, sorunsuz bir hayat sürmesine rağmen hayatında eksik kalan yanlar olduğunu düşünüyor ve bunlar zaman zaman açığa çıkarak Truman’ı huzursuz ediyor. Fuji adalarına gitmek, çocuk yapmak gibi hayaller, sosyal çevresi tarafından kontrol ediliyor. Her şeyini paylaştığı arkadaşı, eşi, öğretmenleri ve iş arkadaşları tarafından bunların imkansızlığı üzerine öğütler veriliyor.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-273 aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Fiji-300x208.png" alt="" width="300" height="208" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Fiji-300x208.png 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Fiji-1024x710.png 1024w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Fiji-768x533.png 768w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Fiji-1536x1066.png 1536w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Fiji.png 1551w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Bunun üzerine Truman’ın genellikle geri adım atması (filmde yer almayan 30 yıllık yaşantıyı da düşünürsek) “sosyal beğenilirlik” ilkesi ile açıklanıyor. Zira Truman, çevresi tarafından onay verilmeyen davranışları yapmaktan çekiniyor. Ve bunun sonucu olarak uyma davranışı gerçekleşiyor. Onların dışlayacağı davranışlardan uzak duruyor ya da o davranışlar gizleniyor)</p>
<h2><strong>Truman Show ve Uyma Davranışı </strong></h2>
<p><strong>Truman Show, </strong>uyma davranışının sonuçlarına da değiniyor. Uyma davranış göstermek ve uyumlu bir kişilik sergilemek sorunsuzdur. İstenilmeyen ya da onaylanmayan bir davranışı göstermek ise katlanılmaz acılar verebiliyor. Hayatını sorgulamayan Truman’ın sosyal hayatta hiçbir sorunu bulunmuyor. Her şey “tıkırında” gidiyor, seviliyor ve saygı görüyor. Ancak istenilmeyen davranışlar sergilemeye başladığında dayak yiyor, suni dalgalara maruz bırakılıyor, eşi tarafından terk ediliyor ya da çeşitli engeller ile karşılaşıyor.</p>
<h2><strong>Truman Show ve Aykırı Düşünceler </strong></h2>
<p><strong>Truman Show, </strong>Burbank’ın tek aşkı Slyvia karakteri üzerinden önemli bir sosyal psikoloji mesajı veriliyor. Hiç kimse Truman’a gerçeği söyleme gereği duymazken bunu ilk dile getiren Slyvia, derhal yapımcılar tarafından kaçırılıyor ve “akıl hastası” muamelesi yapılıyor. Truman da Slyvia’nın dedikleri üzerinde düşünmüyor ve hayatına devam ediyor. <strong>Truman Show, </strong>burada toplumun genelinin inandığının dışında bir şey söyleyen kişilerin durumunu resmediyor. Gerçekten de mantıklı bulmadığımız ya da aşırı uç gelen düşünceler üzerinde çok durmuyoruz. Hatta menfaatlerimiz doğrultusunda bazen bunu dile getirenlere acımasıza davranıyoruz. Çıkıntılık yapanları sevmiyoruz, Truman’da olduğu gibi bize pusula olacak o ayrıntıları da kaçırabiliyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-293 aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Herkes-Rol-Yapıyor-300x220.png" alt="" width="300" height="220" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Herkes-Rol-Yapıyor-300x220.png 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Herkes-Rol-Yapıyor-1024x751.png 1024w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Herkes-Rol-Yapıyor-768x563.png 768w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Herkes-Rol-Yapıyor-86x64.png 86w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Herkes-Rol-Yapıyor.png 1456w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><strong>Truman Show,</strong> sonunda çevremiz tarafından bize çizilen sınırlar oldukça güzel ifade ediliyor. Yelkenlisi ile açılan Truman en sonunda bir duvara çarpıyor ve incelediğinde denizin ortasının sahte bir gökyüzü görüntüsü ile kaplandığını fark ediyor. Yine de pes etmiyor ve çıkışı buluyor. Aslında <strong>Truman Show</strong> gerçek hayattan kopya çekiyor. Elalem ne der şeklindeki bir yaklaşım ile kendimize sınırlar çiziyoruz ve kim tarafından çizildiği belli olmayan sınırları kabul ediyoruz. İnançlar ya da toplumsal normlar bize bir düzeni getirse de içsel enerjimize göre hareket edersek daha fazla mutlu olacağımız gerçeğini unutmayalım. Tabi başkasının özgürlüklerini ihlal etmeden…</p>
<h2><strong>Truman Show ve Sosyal Korkular</strong></h2>
<p><strong>Truman Show </strong>filminde gayet başarılı işlenen bir durum da bazı korku ve çekincelerin yapay oluşudur. İnsan sosyal bir varlıktır ve sosyal olarak birçok şeyi öğrenir. Babasını kaybeden Truman’ın denizden korkması ve zaman zaman bu korkunun ona hatırlatılması en önemli örnektir. Buna uçak yolculuğu yapmak isteyen Truman’a gösterilen afişler de dahildir. Bunlar hep zihnimizde yer ediniyor ve bizim düşüncelerimizi etkiliyor. <strong>Truman Show</strong>, yapay korkular ve sınırlar konusunda <span style="color: #ff0000;"><a style="color: #ff0000;" href="https://biacaip.com/bilim-tarihinin-en-korkunc-deneylerinden-biri-kucuk-albert-deneyi/" target="_blank" rel="noopener">Watson&#8217;ın Küçük Albert deneyini</a> </span>hatırlatıyor. Sevebileceğimiz birçok şeyden kaçar duruma nasıl gelebileceğimizi,  hayatımızın toplumsal etkenlerle nasıl berbat edilebileceğini bir kez daha gösteriyor.</p>
<p>Konfüçyus; “Ne kelimeler ne de kanunlar; dünyayı yöneten, işaretler ve sembollerdir” diyor. <strong>Truman Show, </strong>inandığımız değerleri Konfüçyan bir bakış açısı ile sorgulatıyor. Filmin çeşitli noktalarına yerleştirilen semboller ve sözler ile mesajlar veriliyor:</p>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-291 aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Sınırlarını-Bilmelisin-300x155.png" alt="" width="300" height="155" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Sınırlarını-Bilmelisin-300x155.png 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Sınırlarını-Bilmelisin-1024x529.png 1024w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Sınırlarını-Bilmelisin-768x397.png 768w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Sınırlarını-Bilmelisin-1536x794.png 1536w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Sınırlarını-Bilmelisin-1130x580.png 1130w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Sınırlarını-Bilmelisin.png 1540w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><strong>Truman Show</strong> filminin bu karesinde çevresine ilgi duyan ve kayalıklara çıkan Truman, babası tarafından durduruluyor ve sınırları aştığı söyleniyor. Truman&#8217;ın girişimci ruhu zedeleniyor, özgüveni kırılıyor.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-292 aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Kaşif-Olmak-İstiyorum-300x189.png" alt="" width="300" height="189" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Kaşif-Olmak-İstiyorum-300x189.png 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Kaşif-Olmak-İstiyorum-1024x645.png 1024w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Kaşif-Olmak-İstiyorum-768x484.png 768w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Kaşif-Olmak-İstiyorum-1536x968.png 1536w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Kaşif-Olmak-İstiyorum.png 1708w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Truman&#8217;ın azmini kıran ve onu sınırlandıran bir başka <strong>Truman Show</strong> sahnesi ise  okulda geçiyor. Truman öğretmenine kaşif olmak istediğini söylüyor. Ancak öğretmeni derhal dünya haritasını gösteriyor ve &#8220;çok geç kaldın, keşfedilecek bir yer kalmadı&#8221; diyor. Küçük Truman&#8217;ın hayal kırıklığı gözlerinden okunuyor.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-294 aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Yolculuk-Tehlikeleri-300x225.png" alt="" width="300" height="225" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Yolculuk-Tehlikeleri-300x225.png 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Yolculuk-Tehlikeleri-1024x767.png 1024w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Yolculuk-Tehlikeleri-768x575.png 768w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Yolculuk-Tehlikeleri-86x64.png 86w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Yolculuk-Tehlikeleri.png 1426w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Seyahat acentasına giden Truman&#8217;a posterler aracılığıyla mesaj veriliyor. Bu <strong>Truman Show</strong> posterinde yolculuk esnasında terör saldırısı olabileceği, hastalık bulaşabileceği, vahşi hayvanların saldırabileceği ya da sokak serserilerinin saldırabileceği belirtiliyor. Dolayısı ile Truman&#8217;ın bilinçaltına yolculuk tehlikeli mesajı gönderiliyor.</p>
<p><img loading="lazy" class="wp-image-295 size-medium aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor-300x191.png" alt="Truman Show ve Yapay Korkular" width="300" height="191" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor-300x191.png 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor-1024x651.png 1024w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor-768x488.png 768w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor-1536x977.png 1536w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Uçağa-Yıldırım-Çarpıyor.png 1687w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><strong>Truman Show</strong> filmindeki bir başka posterde  ise Truman&#8217;ın göreceği bir şekilde uçak kazası vurgusu yapılıyor. Uçağa yıldırım düştüğüne dair görselin altında &#8220;sizin de başınıza gelebilir&#8221; yazıyor.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-296 aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Karısı-300x217.png" alt="" width="300" height="217" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Karısı-300x217.png 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Karısı-1024x742.png 1024w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Karısı-768x556.png 768w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Karısı.png 1480w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Bu karede ise Truman&#8217;a ekonomik korkuların verildiğini görüyoruz. Dünyayı gezme hayalini &#8220;sanal eşi&#8221; ile paylaşan Truman, ipotekli ödemeleri olduğu, sonrasında sorun yaşayacakları cevabını alıyor.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-274 aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Sanal-Korku-300x136.png" alt="" width="300" height="136" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Sanal-Korku-300x136.png 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Sanal-Korku-1024x465.png 1024w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Sanal-Korku-768x349.png 768w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Sanal-Korku-1536x697.png 1536w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Truman-Show-Sanal-Korku.png 1710w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><strong>Truman Show, </strong>korkularımızla birlikte beğenilerimizin de sosyal çevre tarafından oluşturulabileceğini gösteriyor. Örneğin Fuji Adası’na gitme hayali kuran Burbank’a en iyi yerin Sheaven adası olduğu vurgulanıyor.</p>
<p>Çevremiz tarafından hatırlatılan ya da oluşturulan korkuları yenmek de mümkündür. İrade, her şeyin ilacıdır. <strong>Truman Show</strong>, zorlukların, baskıların, engellerin üstesinden gelinebileceği mesajı da verilmektedir. Nitekim Truman, iş için bile açılamadığı denize, Fuji’ye gitmek için açılmakta, yüksek dalgalara ve fırtınaya rağmen pes etmemektedir. Sosyal korkuların üzerine gidilmeli ve aşılacağının farkına varılmalıdır.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-267 aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/truman-show-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-filmloverss-300x167.jpg" alt="" width="300" height="167" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/truman-show-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-filmloverss-300x167.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/truman-show-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-filmloverss.jpg 720w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Filmin daha kapsamlı incelemesine<span style="color: #ff0000;"><a style="color: #ff0000;" href="https://www.yasinalaca.com.tr/truman-show-bir-filmden-fazlasi/"> buradan</a> </span>ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Faydalı bazı kaynaklara da değinmek istiyorum. Eğer izlediğiniz felsefik filmlerle alakalı analizleri seviyorsanız mutlaka bakmanızı öneririm. Can Koçak <span style="color: #ff0000;"><a style="color: #ff0000;" href="https://vesaire.org/gerceklik-ve-seyircinin-konumu-truman-show/" target="_blank" rel="noopener">köşesinde</a> <span style="color: #000000;">şov</span></span> izleyicilerini başarılı bir şekilde inceliyor.  Ayrıca filmi tekrardan izlememi sağlayan video incelemesini de<span style="color: #ff0000;"><a style="color: #ff0000;" href="https://www.youtube.com/watch?v=nz6NbOTZiFU" target="_blank" rel="noopener"> buraya</a> </span>koyuyorum. Vakit ayırdığınızda pişman olmayacağınızdan eminim..</p>
<p><em><strong>Son söz niyetine; Truman Show filmini halen izlemediyseniz şimdi tam zamanı…</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasinalaca.com.tr/truman-show-ve-sosyal-psikoloji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2023 Eğitim Vizyon Belgesinin Felsefi Temelleri</title>
		<link>https://www.yasinalaca.com.tr/2023-egitim-vizyon-belgesinin-felsefesi/</link>
					<comments>https://www.yasinalaca.com.tr/2023-egitim-vizyon-belgesinin-felsefesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Alaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2020 07:50:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[2023 Eğitim Vizyon Belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[2023 Eğitim Vizyonu]]></category>
		<category><![CDATA[daimicilik]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[esasicilik]]></category>
		<category><![CDATA[vizyon belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden kurmacılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasinalaca.com.tr/?p=283</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="650" height="344" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/2023-Eğitim-Vizyonu-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/2023-Eğitim-Vizyonu-1.jpg 650w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/2023-Eğitim-Vizyonu-1-300x159.jpg 300w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /></div>2023 Eğitim Vizyon Belgesinin Felsefi Temelleri Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ilan edilen 2023 Eğitim Vizyon Belgesi, uzun yıllar Esasicilik etkisinde kalmış eğitim sistemimizi, pragmatizme dayalı İlermecilik ve Yeniden Kurmacılık felsefeleri eksenine taşımaktadır. Ancak Daimicilik ve Esasicilik felsefelerinin Türk toplumu için gerekli olan yönleriyle de bağ kurulmaya devam edilmektedir. Başka bir ifade ile 2023 Eğitim Vizyon [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="650" height="344" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/2023-Eğitim-Vizyonu-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/2023-Eğitim-Vizyonu-1.jpg 650w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/2023-Eğitim-Vizyonu-1-300x159.jpg 300w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /></div><h1><strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesinin Felsefi Temelleri </strong></h1>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ilan edilen <strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong>, uzun yıllar Esasicilik etkisinde kalmış eğitim sistemimizi, pragmatizme dayalı İlermecilik ve Yeniden Kurmacılık felsefeleri eksenine taşımaktadır. Ancak Daimicilik ve Esasicilik felsefelerinin Türk toplumu için gerekli olan yönleriyle de bağ kurulmaya devam edilmektedir. Başka bir ifade ile <strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong>, bireyi ontolojik ve epistemolojik boyutlarıyla birlikte ele almakta ve manevi değerlerden uzaklaşmamaktadır.</p>
<p>Belge, 21. Yüzyıl Talim ve Terbiye Modeli şeklindeki çift kanatlı bir okumayı ön görmektedir. Bu durum şu sözlerle ifade edilmektedir: <strong><em>“Bilgiyi yalnızca uygulanabilirliği ve işe yaradığı ölçüde doğru kabul eden pragmatizm, varlığın birliğini parçalayarak sadece ontolojiden uzaklaşmakla kalmamakta aynı zamanda epistemolojiyi de kısırlaştırmaktadır. Türk toplumunun bilgiyle olan pragmatik ilişkisini yeniden düşünmesi ve varlık-bilgi dengesini yeniden yapılandırması önemlidir. Aksi hâlde varoluşu, sadece maddi varlık dünyasını tecrübe yoluyla anlatmak, tek kanatla uçmaya ve yükselmeye benzeyen nafile bir çabadır.”</em></strong> Bu kapsamda <strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong> ana felsefe olarak çağdaş felsefi akımları benimsese de insanın iç dünyası asla arka plana itilmemektedir.</p>
<figure id="attachment_314" aria-describedby="caption-attachment-314" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-314" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/2023-Egitim-Vizyon-Belgesi-300x154.jpg" alt="2023 Eğitim Vizyon Belgesi" width="300" height="154" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/2023-Egitim-Vizyon-Belgesi-300x154.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/2023-Egitim-Vizyon-Belgesi.jpg 648w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><figcaption id="caption-attachment-314" class="wp-caption-text">2023 Eğitim Vizyon Belgesi</figcaption></figure>
<p>İki yönlü bakış açısı ile <strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong>; çağdaş eğitim felsefeleri ile Türk kültürünün sentezi şeklindedir. 22. Sayfadaki, “<strong><em>her kültür kendi eğitim sistemini üretir. Her toplumda eğitim; o toplumun kültüründe var olan bilgi, deneyim ve değerlere göre şekillenir.” </em></strong><em>İfadesi çeşitli eğitim felsefelerinden izler taşıyan belgenin bu yönüne vurgu yapmaktadır. </em>8. sayfadaki “<strong><em>Millî Eğitim Bakanlığının yeni dönemde oynayacağı rol, talim ve terbiyeyi, Türk milletinin toplumsal bütünleşmesinin ve ortak ülküye dayalı, şimdi ve gelecek tasavvurunun inşasına öncülük etmektir.”</em></strong> İfadesi de bu kapsamdadır.</p>
<h2><strong>İlerlemecilik ve Yeniden Kurmacılık </strong></h2>
<p><strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong>, Türk Eğitim Sistemini kuşatan ve birçok yönüyle eleştirilen Esasicilik felsefesinin terk edileceğini çoğu bölümde yinelemektedir. Nitekim 9. Sayfada sınav baskısına, geniş müfredatın verimsizliğine, beceri merkezli eğitime geçilmesi ve öğretmenlerin bu doğrultuda eğitilmesi gerektiğine dair ifadeler bunu göstermektedir. <strong><em>“İyi yetişmiş öğretmenlerin olduğu bir sistemde “çerçeve müfredat” yeterlidir”</em></strong> denilerek uygulamaya önem verileceğinin söylenmesi, çağdaş eğitim felsefelerine geçileceğini göstermektedir.</p>
<p><strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong> yedinci sayfada belgenin temel hedefini şu sözlerle açıklamaktadır: “<strong><em>2023 Eğitim Vizyonunun temel amacı; çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış ve bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı, nitelikli, ahlaklı bireyler yetiştirmektir.” </em></strong>Burada belge toplumsal duyarlı bireylerden ve onların bu amaç doğrultusunda geliştirilmesinden bahsetmedir. Bu ifadeler Yeniden Kurmacılık anlayışının bir göstergesidir.</p>
<p>Belgenin eğitim işlevlerini tanımlayan bölümünde çağdaş eğitim felsefelerinin benimsendiği açıkça sezilmektedir. Bireylerin birlikteliği, çevre ile iletişimi ve <span style="color: #ff0000;"><a style="color: #ff0000;" href="https://www.yasinalaca.com.tr/koro-filmi-bir-egitim-yapimi/">yaparak yaşayarak öğrenmesi</a> </span>amaçlanmaktadır. Bireyi pasif konuma getiren Daimicilik ve Esasicilik yaklaşımlarda bu mümkün değildir.</p>
<p><u>Öğretmenin rolü bakımından çağdaş öğrenme felsefeleri ön plana çıkmaktadır</u><strong>. “<em>Birlikte yapılan bu yolculukta öğretmen ana aktördür. Çocukların hazır bulunuşluklarını tespit ederek müfredatı, öğrenme ortamını ve materyallerini bu farklılıklara uygun olarak düzenler”</em> </strong>şeklindeki ifadeler geleneksel eğitim felsefeleri olan Esasicilik ve Daimicilik felsefelerini hatırlatsa da devam eden sayfalarda öğretmenin rehber olduğu açıkça dile getirilmektedir. <strong><em>“Öğretmen ve diğer yetişkinler, bilgi transferi yerine hissetme, düşünme ve yapmayı tetikleyen yöntemlerle rehberlik ettiği sürece doğal öğrenme ekosistemi korunur.</em></strong>” benzeri cümleler oldukça fazladır.  Ayrıca öğretmenlerin de kendilerini değerlendirmesinin istenilmesi, ilermecilik felsefesinin bir ürünüdür.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-315 alignleft" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Ogretmen-Ogrenci-ILetisimi-300x170.jpg" alt="" width="300" height="170" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Ogretmen-Ogrenci-ILetisimi-300x170.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Ogretmen-Ogrenci-ILetisimi-768x436.jpg 768w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Ogretmen-Ogrenci-ILetisimi.jpg 1021w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><strong>20203 Eğitim Vizyon Belgesi</strong>, öğretime ilişkin hedeflerinde ilermecilik ve yeniden Kurmacılık felsefelerini ön plana çıkarmaktadır. Ders saatlerinin azalması, bilginin özümsenmesi ve pratiğe aktarılması için zaman tanınması, esnek müfredatın belirlenmesi, bilginin öğrenilmesinden değil de üretmenin öneminden bahsedilmesi (sayfa 25) ilermecilik anlayışının bir parçasıdır. Zira, Vizyon Belgesi’nin en dikkat çeken projelerinden birisi uygulamaya odaklanan <strong><em>Tasarım Beceri Atölyeleri</em></strong> projeleridir.</p>
<p><strong><em>Eğitsel Veri Ambarı, Öğrenme Analitiği Platformu, Veri Denetimi Birimi, Coğrafi Bilgi Sistemi, E-Portfolyo, Yeterlik Temelli Değerlendirme Sistemi </em></strong>gibi yenilikler; her bireyin özel olduğu, onun ihtiyaçları gözetilerek hazırlanan bir eğitim programı sonrasında potansiyelini kullanabileceği inancına dayanmaktadır ve İlerlemecilik felsefesi kapsamındadır. Yine bu kapsamda 85. Sayfada öğrencilerin gelişimsel özelliklerinin dikkate alınması düzenlenmektedir.</p>
<figure id="attachment_316" aria-describedby="caption-attachment-316" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" class="wp-image-316 size-medium" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/2023-Egitim-Vizyon-Belgesi-Sinavlar-300x175.jpg" alt="2023 Eğitim Vizyon Belgesi" width="300" height="175" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/2023-Egitim-Vizyon-Belgesi-Sinavlar-300x175.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/2023-Egitim-Vizyon-Belgesi-Sinavlar-357x210.jpg 357w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/2023-Egitim-Vizyon-Belgesi-Sinavlar.jpg 502w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><figcaption id="caption-attachment-316" class="wp-caption-text">2023 Eğitim Vizyon Belgesi ve Sınavlar</figcaption></figure>
<p>Ülkemiz eğitim sisteminin en büyük sorunları arasında lise ve üniversiteye girişi etkileyen ulusal sınavlar yer almaktadır. Yine bu süreci etkileyen okul içi puanları da önemlidir. <strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong> 34. sayfasında <strong><em>“Okul ve öğrenme ekosistemindeki iyileşmeler doğrultusunda sınavla öğrenci alan okullar kademeli olarak azaltılacaktır.” </em></strong>denilerek bu sürecin zamanla değişmesi hedeflenmektedir. Ezberi ve tek düzeliği doğuran bu sınavların terk edilip yetenek ve becerilerin ölçülmesi hedefi İlerlemecilik ve yeniden Kurmacılık felsefelerinden etkilenildiğini göstermektedir.</p>
<p>İlermecilik felsefesinin temelinde eşitlik duygusu yatmaktadır. 35. Sayfada açıklanan <strong><em>Öğrenci Başarı İzleme Araştırması çalışmasının yapılması, okul ve bölgeler arasındaki farkın azaltılması, yetersiz okulların imkanlarının genişletilmesi (38. Sayfa), kırsal kesimdeki öğrenciler için esnek zamanlı eğitim, ailelere maddi destek, yaz okulları (Sayfa 80</em></strong>) hedefleri İlerlemecilik felsefesinin eşitlik anlayışını yansıtmaktadır. Ayrıca bu olgular Anayasamızın sosyal devlet ve fırsat eşitli prensipleriyle de bağdaşmaktadır.</p>
<p>Öğrenciler arası eşitliğin sağlanması ve tüm ülkede nitelikli eğitim verilmesini bir yönü de elbette öğretmenlerdir. Bu farkı azaltmak için öğretmenlerin de buna göre eğitilmesi gerekmektedir ve buna ilişkin hedefler <strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong> 45. Sayfada sıralanmaktadır. Uygulama ağırlıklı öğretmen yetiştirme, yurt dışında eğitim, öğretmenlik mesleği uzmanlık programı adı altında yüksek lisans eğitimi, yan dal edinmeleri, ücretlerinin iyileştirilmesi gibi hedefler de çağdaş öğrenme kuramlarının bir parçasıdır.</p>
<p>Ülkemiz öğrencilerinin kariyer planlamasında meslek hayali ve buna uygun meslek seçimi genellikle ikinci planda kalmaktadır. Toplumsal baskılar ve meslekler hakkındaki bilinçsizlik; öğrencileri istedikleri bölüme değil gidebildikleri en yüksek bölüme yönlendirmektedir. 2023 Eğitim Vizyon Belgesi ile öğrencilerin kendilerini ve meslekleri tanımaları ve yeteneklerine uygun meslek seçmeleri amaçlanmaktadır. <strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong> 45. sayfada ayrıntıları açıklanan <strong>Kariyer Rehberliği Sistemi </strong>yetenekleri ana hedef belirleyen İlerlemecilik ve yeniden Kurmacılık felsefelerinin sonucudur.</p>
<p>İlermecilik ve yeniden Kurmacılık felsefelerinin öğrenciler arasında eşitliği önemseyen yapısı Vizyon Belgesi’nin çeşitli sayfalarında karşımıza çıkmaktadır. <strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong> 54. Sayfada göçmen çocuklar, 57. Sayfada özel gereksinimli çocuklar ve 60. Sayfada özel yetenekli çocuklar; toplumsal düzenin bir parçası olarak görülmekte ve onlara uygun projeler geliştirilmesi hedeflenmektedir. Böylelikle kendi düzeylerine uygun bir müfredata kavuşan bu öğrenciler akranları ile eşit şartlarda eğitim alacaktır. <strong><em>Mobil eğitim platformları, Bilim Sanat Merkezleri, Eğitim Bilim ve Değerlendirme Kurulu, farklı beceri türlerine göre ayrı programların hazırlanması </em></strong>projeleri çağdaş eğitim felsefelerinin gereklerinin yerine getirilmesine yönelik projelerdir.</p>
<p>Yabancı dil öğrenme konusunda ülkemizin başarı durumu oldukça kötüdür. Esasicilik eksenli öğretim politikaları ile istenilen seviyeye gelinmesi imkansızdır. Pragmatizmi benimseyen <strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong>, <strong><em>yabancı dil öğrenme konusunda okullara ve öğrencilerin seviyelerine göre farklı programlar </em>geliştirilmesini (sayfa 66)</strong> öngörmektedir. Kişiye ve kuruma özel düzenlemeler getiren bu hedef İlerlemecilik felsefesinin bireyci özelliğinin yansımasıdır.</p>
<p>İlermecilik ve yeniden Kurmacılık felsefeleri, İmam Hatip okullarında da etkisi göstermektedir. Manevi değerleri merkeze alan ve Daimicilik ve Esasicilik felsefesine uygun eğitim veren bu okullarda yeni nesil eğitime geçilmesi hedeflenmektedir. “<strong><em>Sağlıklı bir din perspektifi sunmak için imam hatip okullarında eğitim görmekte olan çocukların her yönden gelişmesi şarttır. Bu suretle evrensel karakteri güçlendirilecek İmam Hatip Okullarının millî bir model olarak başka ülkelere örnek olma potansiyeli artacaktır” </em></strong>sözleri ile bu okullarda okuyan öğrencilerin temel bilimler, tabi bilimler ve beşeri bilimler konusunda yetkin olmaları hedeflenmektedir.</p>
<p>İslam’a yönelik şiddetle bağdaştırma alışkanlığının ancak bu okullarda okuyan öğrencilerin çok yönlü gelişmeleri ile mümkün olacağı söylenmektedir. Bu kapsamda <strong><em>program azaltılması, daha işlevsel uygulamalı dersler getirilmesi, İngilizce eğitiminin arttırılması, etkileşimli kaynak kullanımı (2023 Eğitim Vizyon Belgesi sayfa 103) </em></strong>gibi hedefler ilermecilik kuramından esinlenmektedir. Ayrıca buradaki öğrencilerin toplumsal sorunlara duyarlı olmaları, gönüllü çalışmaları ve gerektiğinde sorumluluk almaları yeniden Kurmacılık felsefesinin etkisidir.</p>
<p>İlermecilik ve yeniden Kurmacılık felsefesinin eğitim anlayışının en fazla hissedildiği bölümlerden birisi de mesleki ve teknik liselerdir. Bu okulların <strong><em>döner sermayelerinden yapılan kesintinin azaltılması, protokollerle öğrencilerin uygulamaya yönlendirilmesi, meslek kuruluşları ile iş birliği yapılması, projelerin kredilerle desteklenmesi </em></strong>gibi olgular ilermecilik felsefesinin kabul edildiğini göstermektedir.</p>
<p><strong><em>“Türkiye’nin rekabet gücü yüksek millî savunma sanayi sektörüne ara eleman yetiştirilecektir. Türkiye’nin dış ticaretinde ihtiyaç duyulan nitelikli ara eleman ihtiyacını karşılamak üzere yurt dışında mesleki ve teknik eğitim imkânları oluşturulacaktır.”</em></strong> şeklinde belirlenen amaçlar ise beceri ve yeteneklerin toplumsal sorunlar ve hedefler uğruna kullanılmasını amaçlayan Yeniden Kurmacılık felsefesinin vizyon belgesine taşınmasıdır.</p>
<h2><strong>Daimicilik </strong></h2>
<p>Vizyon Belgesi’nin çeşitli kısımlarında insani özelliklere, vicdanlı bireylere ve evrensel değerlere atıf yapılması bu yönü ile belgenin Daimicilik felsefesini de içerdiğini göstermektedir. Cumhurbaşkanı sunuş kısmında <strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong> hedefi hakkında <strong><em>“Eğitim öğretim sisteminin hedefi, aklıselim, kalbi selim, zevkiselim sahibi bireyler yetiştirmek olmalıdır.”</em></strong> denmektedir. Yine Milli Eğitim Bakanı; “<strong><em>Bizim tekilliğimiz, insan ve makinenin birlikteliğinden ziyade akıl ve kalbin birlikteliğidir.” </em></strong>Sözleri ile manevi değerleri vurgulamaktadır.</p>
<p><strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong> ,insanı somato-psikospiritüel bir varlık olarak tanımlamaktadır. İnsanın bütünlüğü içerisinde ruhunun önemli bir işlevi vardır. Bu nedenle insanın sadece gözlenen bedensel yanının dikkate alınması yanlıştır. Yine insanın manevi yönü ile ilgili 17. Sayfada “<strong><em>İnsan odaklı eğitim anlayışının ve felsefesinin zirve yaptığı nokta, ontoloji ile epistemoloji birlikteliğini bir ahlak telakkisiyle taçlandırmaktır. Sadece beceri kazandırmak hayatı göğüslemeye yetmemektedir. Gerekli olan insana ait evrensel, yerel, maddi, manevi, mesleki, ahlaki ve millî tüm değerleri kapsayan ve kuşatan bir olgunlaşma, gelişme, ilerleme, değişim ve ahlak güzelliğidir</em></strong> “denmektedir. Bu bize belgenin tamamen pragmatizm ekseninde olmadığını, değerler bakımından Daimicilik, kültürel kodlar bakımından Esasicilik etkisinde olduğunu göstermektedir.<strong> </strong></p>
<h2><strong>Esasicilik Felsefesi</strong></h2>
<p><strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong> hedefleri ve gelişim modellerini açıklarken Esasicilik felsefesine göndermeler içermektedir. 16. Sayfadaki “<strong><em>Eğitimde başarının yegâne ölçüsü ders notları, sınav sonuçları, zekâ testleri ve mezuniyet sonrası edinilen mesleklerin maaşlarından ibaret olamaz.” </em></strong>Esasicilik felsefesinin ezbere dayalı ve sınav notlarını baz öğretim sisteminden uzaklaşıldığını göstermektedir. Hatta 22. Sayfada “Ezberi aktarma devri sona ermiştir. Bilgi hazır ve ambalajlı bir ürün değildir, “can”lıdır” denilerek açıkça Esasicilik felsefesinin eğitim anlayışı reddedilmektedir.</p>
<p><strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong> geleneklere bağlı bireylerin varlığını hedeflenmektedir. Yerlilik ve millilik vurgusunun yapıldığı bölümler belgenin Esasicilik felsefesini anımsatmaktadır. Zira <strong><em>kültürün özümsenmesi ve kuşaktan kuşağa aktarılması </em></strong><em>birçok kez tekrarlanmaktadır. Hatta </em>Tasarım<strong><em> Beceri Atölyeleri</em></strong>nin kültürel dokularla zenginleştirilmesi istenmektedir.</p>
<p><strong>2023 Eğitim Vizyon Belgesi</strong> Türk kültürünü önemsediğini şu paragrafta net bir şekilde ortaya koymaktadır:“<strong><em>Edip Cansever’in bir şiirinde de ifade ettiği gibi: İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer Suyunda yüzen balığa Toprağını iten çiçeğe… Sonuç olarak bir topluma yapılabilecek en büyük kötülük, o toplumu kendi kültüründen mahrum etmektir. Daha büyük bir kötülük ise onu kendi kültürüne mahkûm etmektir.</em></strong> “Kültürel kodların öğrenilmesini ve bunların yeni kuşaklara aktarılmasını eğitimin işlevleri arasında gören Esasicilik burada ortaya çıkmaktadır. Ayrıca rehberlik hizmetlerinde kültürel değerlerimize uygun ölçme araçlarının geliştirilmesi hedefi de bu aynı gerekçelerle Esasicilik felsefesini içermektedir.</p>
<p>Buradaki bilgiler kendi düşüncelerim ve analizim. Katkı sunmak isteyen arkadaşlarımın bilgileri benim için çok değerlidir. 2023 Eğitim Vizyon Belgesini okumak isteyenleri için <a href="http://2023vizyonu.meb.gov.tr/" target="_blank" rel="noopener">linki</a> bırakıyorum. İyi okumalar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasinalaca.com.tr/2023-egitim-vizyon-belgesinin-felsefesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Kadına Karşı Şİddet</title>
		<link>https://www.yasinalaca.com.tr/turkiyede-kadina-karsi-siddet/</link>
					<comments>https://www.yasinalaca.com.tr/turkiyede-kadina-karsi-siddet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Alaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2020 07:41:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kadına karşı şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de kadına şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasinalaca.com.tr/?p=276</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="700" height="467" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/adobestock_rudall30_182729028_converted-01.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/adobestock_rudall30_182729028_converted-01.jpg 700w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/adobestock_rudall30_182729028_converted-01-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></div>Türkiye’de Kadına Şiddet Davranışının Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi GİRİŞ Türkiye’de kadına yönelik şiddet eylemlerinin sayısı ve ağırlığı giderek yükselmektedir. Eş, nişanlı, sözlü, sevgili gibi duygusal birlikteliklerde kadınların şiddete uğrama oranı %40’lara dayanmaktadır. Fiziksel saldırıya uğrayan kadınların sayısı her yıl %36 oranında artmaktadır.  Kadına yönelik cinayetlerle birlikte cinsel ve ekonomik şiddetin de gözle görülebilir ölçüde artması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="700" height="467" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/adobestock_rudall30_182729028_converted-01.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/adobestock_rudall30_182729028_converted-01.jpg 700w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/adobestock_rudall30_182729028_converted-01-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></div><p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-277 aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/adobestock_rudall30_182729028_converted-01-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/adobestock_rudall30_182729028_converted-01-300x200.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/adobestock_rudall30_182729028_converted-01.jpg 700w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<h1><strong>Türkiye’de Kadına Şiddet Davranışının Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi</strong></h1>
<h2><strong>GİRİŞ</strong></h2>
<p>Türkiye’de kadına yönelik şiddet eylemlerinin sayısı ve ağırlığı giderek yükselmektedir. Eş, nişanlı, sözlü, sevgili gibi duygusal birlikteliklerde kadınların şiddete uğrama oranı %40’lara dayanmaktadır. Fiziksel saldırıya uğrayan kadınların sayısı her yıl %36 oranında artmaktadır.  Kadına yönelik cinayetlerle birlikte cinsel ve ekonomik şiddetin de gözle görülebilir ölçüde artması endişe vermektedir. (Tatlılıoğlu ve Küçükköse, 2015, s.195-200) Kadına şiddetin toplumun geneline yayılması ve her eğitim düzeyinden kişilerin şiddete başvurması, konuyu daha karmaşık ve karamsar bir hale getirmektedir. (Boyacıoğlu, 2016, s. 126-128)</p>
<p>Şiddet davranışlarına karşı toplumsal farkındalığın artması ile birlikte karar vericiler üzerinde baskı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Sosyal medyada yapılan etkinlikler bunda başı çekmektedir. Bunun yanında eğitim, sığınma, ekonomik destek gibi destekler için çalışan sivil toplum kuruluşlarına her gün yenisi eklenmektedir. (Yetim ve Şahin, 2019:48-52) Ancak dernekler, vakıflar ve devletin ilgili kurumları genellikle şiddetin sonuçlarına odaklandığından kalıcı bir çözüm elde edilememektedir.</p>
<p>Soruna yönelik etkili bir çözüm yolunun üretilmesi ancak sorunu oluşturan etmenlerin doğru bir şekilde analiz edilmesi ile mümkündür. Kadına şiddet eylemine sebep olan faktörlerin belirlenmesi, risk haritalarının çıkarılması ve buna göre planlı adımların atılması gerekmektedir. (Afşar, 2015, s.715) Bu nedenle çalışmamızda Türk toplumunda kadına yönelik şiddet eylemlerinin değişkenleri çıkarılacak ve onların şiddet eylemine dönüşme düzeyleri aktarılacaktır. Konunun daha iyi şekilde analiz edilmesi için alanda yapılan çalışmalar ve düzenlenen raporlar dikkate alınacaktır. (İpek ve Kızılgöl, 2019, s. 450)</p>
<ol>
<li>
<h3><strong>Kadına Şiddetin Evrensel Tanımı </strong></h3>
</li>
</ol>
<p>Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından yapılan çalışmalar neticesinde kadınlara karşı şiddet eylemi “ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik zarar veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayalı eylem, uygulama ya da bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükte yoksun bırakma” şeklinde ifade edilmiştir. (BİANET, 2020)</p>
<p>Tanıma göre Özel yaşamda meydana gelen eylemlerde bu kapsama alınmış ve psikolojik yıpratmalar şiddetin bir parçası olarak tanımlanmıştır. Bunun yanında sadece vuku bulmuş olan eylemler değil ileride kadına acı verme ihtimali bulunan davranışlar da şiddet içerisinde sayılmıştır. Çoğu toplumda halen suç görülmeyen ve bizim Ceza sistemimizde “şikayet bağlı bir suç” olarak tasnif edilen eşe yönelik cinsel eylemler de aynı kapsamında değerlendirilmiştir.  (KASASUM, 2013) Bu tanım, “dayak yiyen kadın” ifadesini “şiddete uğrayan kadın” olarak değiştirmiş ve niteleme sorunu da ortadan kaldırılmıştır. Böylelikle fiziksel davranışların yanında cinsel, ekonomik, psikolojik, sosyal ve sözel davranışlar da şiddet içerisine alınmıştır.</p>
<h3><strong>2.    </strong><strong>Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetin Parametreleri ve Etkileri</strong></h3>
<p>Anayasada ve ilgili kanunlarda pozitif ayrımcılık düzenlemesi bulunmasına rağmen, ayrımcılığın ana temasını kadınlar oluşturmaktadır. Çalışma ve yönetim hayatına katılma düzeyler, kadınların içerisinde bulundukları durumu tarif etmektedir. Nitekim sıralamada büyük yükseliş göstermesine rağmen Türkiye, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde ancak 66. Sırada kendisine yer bulabilmiştir. (UNDH, 2019)<img loading="lazy" class="alignnone size-medium wp-image-277" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/adobestock_rudall30_182729028_converted-01-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/adobestock_rudall30_182729028_converted-01-300x200.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/adobestock_rudall30_182729028_converted-01.jpg 700w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Alkol Bağımlılığı </strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Alkol kullanımı ile kadınlara şiddet uygulama arasındaki ilişki alkol kullanımının düzeyine göre değişmektedir. Kontrollü alkol kullanan erkekler ile kadına şiddet uygulama davranışında anlamlı bir ilişki yoktur. Ancak gün aşırı alkol tüketen ve çoğu kez düşük bilinçle gezen erkeklerin ise kadına şiddet eylemi gösterme eğiliminde oldukları saptanmıştır. Bu erkeklerin özellikle alkol etkisinde oldukları dönemde fiziksel ve cinsel şiddet başvurdukları bilinmektedir. (Boyacıoğlu, 2016, s. 126)</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Göç</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Türkiye’de kadınların uğradığı ayrımcılık göç ile birleştiğinde şiddetin zemini daha da artmaktadır. Geldiği yerde bir konumu bulunan kadın göç edilen yerde yalnızlaşmakta ve üretimden uzaklaşmaktadır. Yabancı bir kültür içerisinde kalan koca, içerisinde oluşan olumsuz enerjiyi dışarı vurarak kadına şiddete yönelmektedir. (Sili Kalem, 2017, s.274) Bu durum göç eden ailelerde hızla yozlaşma meydana gelmesi ve ailenin dışarı ile bağlantısının azalmasına da bağlanabilir. Dolayısı ile göç eden aileler ile kadına şiddet arasında pozitif bir korelasyon bulunmaktadır.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Erken Yaşta Evlilik</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Çocuk yaşta evliliklerin kendisi şiddeti oluşturmaktadır. Çünkü evlilik olgunluğuna erişmemiş kızların evliliklerinde ilk cinsel deneyimlerden evlilik rollerine kadar birçok aşamasa şiddet görülmektedir. Bu kızların eğitimleri ve sosyal gelişimleri de zarar görmektedir. Genel şiddet algısının yanında aile olmanın sorumluluğu altında kalan genç erkekler, rol model alarak daha hızlı bir şekilde şiddete yönelmektedir. (SABANCIVAKFI, 2019)</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Toplumsal Cinsiyet Algısı </strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Erkeklerin kadınlara yönelik şiddet eylemlerinin temelinde kendisini ondan üstün görme davranışı yatmaktadır. Toplumsal cinsiyet algısı gelişmemiş toplumlarda erkek kadından yukarıda konumlandırılmakta ve erkek kadının sahibi olarak görülmektedir. Ülkemizde batıdan doğuya ilerledikçe cinsiyet algısının istenmeyen düzeye geçtiği görülmektedir. Nitekim buna bağlı olarak kadına şiddet artmakta ve hatta normal görülmektedir. (Özbey, 2012, s.37)</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Medya</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Ülkemizde hazırlanan programlar ve haber dili, kadına yönelik şiddete zemin hazırlamaktadır. Zira erkeği güçlü, kadını ise savunmasız şekilde gösteren yayın dili, ülkemizdeki mevcut olumsuz tablonun devamını sağlamaktadır. Şiddete meyilli olan erkekler, televizyon karakterlerinde kendisi görmekte ve hareketin yanlış olduğunu fark edememektedir. Medyanın bu olumsuz iletişim dilinin düzelmesi kadına şiddet eylemlerine karşı alınan tedbirlerin sonuç vermesini hızlandıracaktır. (Ceyhan, 2014, s.28)</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Evlilik Süresi</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Evlilik süresi arttıkça kadına yönelik şiddet eylemleri azalmaktadır. Yeni evli çiftler ile ilk çocukları dünyaya kalmış ailelerde kadına şiddet daha fazla görülmektedir. Evlilik birliği içerisinde geçen süre uzadıkça kadına yönelik fiziksel şiddetin azaldığı ölçülmektedir. Ancak uzun süreli evliliklerde kadınların evliliği koruma güdüsü ile şiddeti gizledikleri unutulmamalıdır. (Öyekçin, Yetim ve Şahin, 2012, s.75)</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Evlilik Şekli</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Erkek ile kadın arasında hukuken geçerli bir evliliğin olmaması, kadına şiddeti tetiklemektedir. Çünkü erkeğin boşanma davası, tazminat, nafaka gibi bir hukuki sorumluğunun olmaması onun şiddete daha kolay başvurmasına sebep olmaktadır. Hukuki evlilik birlikteliği olan erkekler ise eşlerini gözden çıkarmakta o kadar rahat hareket edememektedir.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Eşlerin Tanışması Usulü</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Erkeklerin şiddet davranışını etkileyen unsurlardan birisi de ülkemizdeki görücü usulü evlenme geleneğidir. Eşi ile duygusal bir bağ kuramadan evlenen ve onu evin yardımcısı olarak gören erkekler, kindar davranış sergilemekte daha acelecidirler. Eşler arasında sevginin ve paylaşımın artması, erkeklerin saldırganlığını azaltmaktadır.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Yaş </strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Türkiye’deki kadına şiddet eylemleri incelendiğinde en az şiddete uğrayan yaş dilimi 20 yaşın altındaki ve 60 yaşın üstündeki kadınlardır. Orta yaşa ilerledikçe erkeklerin şiddet eylemleri artmaktadır. Özellikle 30-40 yaş aralığındaki kadınlar ise ülkemizde kadına şiddetin merkezindedir. (Ediz ve Altan, 2017, s.399)</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Eğitim Seviyesi </strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Eğitim seviyesi ne olursa olsun kadınların şiddete uğrama riski bulunmaktadır. Nitekim ülkemizdeki vakalar arasında her eğitim düzeyinden kadınlar bulunmaktadır. Fiziksel, sözel ve cinsel şiddete uğrayan kadınların eğitim seviyeleri incelendiğinde bunların %45’inin ilkokul ve altı düzeyde eğitim aldıkları belirlenmiştir.  En az şiddete uğrayan kadınlar ise üniversite ve üstü eğitime sahip olanlardır. Bu nedenle ülkemizde eğitim düzeyi arttıkça şiddet eyleminin azaldığı söylenebilir. (Ediz ve Altan, 20017, s. 405)</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Medeni Durum</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Kadına şiddet ile evlilik arasında yüksek düzeyde bir korelasyon bulunmaktadır. Öyle ki şiddete uğrayan kadınların %60’lık kısmı bu şiddeti kocalarından görmektedir. Bu listede bekar kadınların oranı ise %9’dur. Bu verilere göre erkeklerin eşlerine yönelik her davranışı makul gördükleri sonucuna varılabilir. Dolayısı ile evliliğin şiddet için önemli bir parametre olduğunu söylemek gerekmektedir. (Boyacıoğlu, 2016, s.130)</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Yanlış İnanış</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Kadına yönelik şiddetin yaygınlaşmasının sebeplerinden birincisi, aile içinde fiziksel şiddet davranışlarının normal görülmesidir. “Kızını dövmeyen dizini döver” atasözünde olduğu gibi bazı şiddet davranışları ailenin korunmasının gerekliliği olarak görülmüştür.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Ekonomik Güç</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Ekonomik bağımsızlığı elde eden kadınla kocaya bağlı bir yaşam süren kadın arasında şiddete uğrama bakımından anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Nitekim şiddete uğrayan kadınların %80’i ekonomik gücü olmayan, işsiz ve bağımlı kadınlardır. Kendi ayakları üzerinde durabilen kadınlarda ise şiddet daha az seyretmektedir. Bu nedenle kadınların ekonomik gücü arttıkça şiddetin azaldığı sonucu çıkarılabilir.  (İpek ve Kızılgöl, 2019, s. 469)</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Çocukluk Çağındaki İstismar</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Freudyan bir yaklaşımla çocukluk ve ilk gençlik yıllarındaki yaşantılarının ileriki yaşlarda şiddet saplantısına yol açtığı belirtilmektedir. Ailesi tarafından sürekli darp edilen, hor görülen, cinsel zorbalığa maruz kalan erkekler ileriki yaşlarda bunları kadınlara yansıtmaktadır. Yine çocukluğunda mağdur konumda olan kadınlar aynı davranışları kendi kız çocuklarına karşı göstermektedir.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Mağdurun Suçlanması </strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Kadınlar, şiddet gösterme eğiliminde olmayan erkeği sinirlendirecek davranışlar göstermekte ve şiddeti tetiklemektedir. Ancak tarafsız araştırmalar ve alan gözlemleri bunun tersini ortaya çıkarmaktadır. Kadınlar, tam aksine şiddet görmemek ve eşlerini mutlu etmek için onların suyuna gitmektedir. Nitekim eşinden dolayı kıyafetini değiştiren, örneğin tesettüre giren, kadın sayısı oldukça fazladır. Bu nedenle mağdurun davranmışlarının asıl etken olduğu hususunu destekleyen bir araştırma bulunmamaktadır.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Boşanma ve Ayrılma Kararı </strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Türkiye’de son yıllarda boşanma sayılarında gözle görülür bir artış görülmekle birlikte özellikle kırsal kesimlerde halen boşanmaya karşı sert bir tutum bulunmaktadır. Boşanma niyetinde olan kadınlar “yuva yıkan, ailesini bir arada tutamayan” kadın olarak görülmekte ve ahlaki olmamakla suçlanmaktadır. Bu algının yüksek olduğu toplumlarda şiddet olgusu artmaktadır. Ülkemizde dul kadınların şiddete uğrama oranı oldukça yüksektir.</p>
<ul>
<li>
<h4><strong>Etkili Hukuk Yollarının Olmayışı</strong></h4>
</li>
</ul>
<p>Ülkemizde yaralama, hakaret ve tehdit gibi suçlara yönelik suçların cezaları oldukça düşüktür ve caydırıcı değildir. Yine ülkemizde silah, bıçak gibi suç aletlerine ulaşmak da kolaydır. Ailenin Korunması Hakkında Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma kararları ve koruma tedbirleri yeterli değildir. Erkekleri şiddetten uzaklaştıran yaptırımlar olmadığı için şiddet davranışında hukuksal sebeplerden bir azalma görülmemektedir.</p>
<h2><strong>SONUÇ:</strong></h2>
<p>Güçlü ve dirayetli olan erkeğin nispeten savunmasız olan kadınlara karşı sergilediği fiziksel, sözel, cinsel, psikolojik ve sosyolojik şiddetlerin altında yatan birçok sebep bulunmaktadır. Şiddet türlerini ve bunların altında yatan sebeplerini birbirinden bağımsız görmek mümkün değildir. Evlilik ilişkileri, eğitim, yaş, yakınlık, madde bağımlılığı, göç, erken evlilik, iş gücü, medeni durum, istismar ve hukuk yolları gibi etkenler üzerinde durulmalı ve toplumsal düzeyde kapsamlı araştırmalar yapılmalıdır.</p>
<p>Kadına yönelik şiddet konusunda farkındalığın arttırılması, kadınlara eğitimler verilmesi, kitlesel iletişim araçların toplumsal eşitliğe vurgu yapan yayınlar yapılması ve sosyal baskı araçlarının kullanılması gerekmektedir. Madde bağımlılığı, gibi bireysel risk faktörleri çıkarılmalı ve buna yönelik sosyal destek hizmetleri arttırılmalıdır. Destek politikası yürütülürken risk etmenlerinin ülkeye, bölgeye, aileye ve bireye göre farklı düzeylerde seyrettiği unutulmamalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>Afşar, Selda Taşdemir (2015); “Türkiye’de Şiddetin Kadın Yüzü,” <em>Sosyoloji Konferansları Dergisi</em>, Cilt 52, s.715-753.</p>
<p>BİANET (2020); “Kadına Yönelik Şiddet Nedir?” <a href="https://m.bianet.org/bianet/kadin/35881-kadinlara-yonelik-siddet-nedir" target="_blank" rel="noopener">https://m.bianet.org/bianet/kadin/35881-kadinlara-yonelik-siddet-nedir</a>, (Erişim Tarihi: 20.05.2020).</p>
<p>Boyacıoğlu, İnci (2016); “Dünden Bugüne Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet ve Ulusal Kadın Çalışmaları: Psikolojik Araştırmalara Davet,” <em>Türk Psikoloji Yazıları Dergisi</em>, Cilt 16, Sayı 19, s.126-145.</p>
<p>Ceyhan, Samet (2014); “Yazılı Medyada Kadına Yönelik Şiddet Haberlerinde Kullanılan Dilin ve Görsellerin İncelenmesi,” Yayınlanmamış Uzmanlık Tezi, Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü, Ankara</p>
<p>Ediz, Ayşe, Şenol Altan (2017); “Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet Üzerine Bir Alan Araştırması,” TBB Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, s.397-410.</p>
<p>İpek, Evren, Özlem Ayvaz Kızılgöl (2019); “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet ve Kadının İşgücüne Katılımına İlişkin Mikroekonometrik Analiz: Türkiye,” <em>Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi</em>, Cilt 19, Sayı 2, s.455-474.</p>
<p>KASASUM (2013); “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Konusunda İlköğretim İkinci Kademe ve Lise Öğrencilerinin Tutumları,” <a href="http://kasaum.ankara.edu.tr/files/2013/02/N%C3%BCfus-Bilim-Derne%C4%9Fi-ve-Birle%C5%9Fmi%C5%9F-Milletler-N%C3%BCfus-Fonu_KASIM-2013-Raporu.pdf" class="broken_link" target="_blank" rel="noopener">http://kasaum.ankara.edu.tr/files/2013/02/n%c3%bcfus-bilim-derne%c4%9fi-ve-birle%c5%9fmi%c5%9f-milletler-n%c3%bcfus-fonu_kasım-2013-raporu.pdf</a>, (Erişim Tarihi: 21.05.2020).</p>
<p>Öyekçin Güleç, Demet, Dilek Yetim, Erkan Melih Şahin (2012); “Kadına Yönelik Farklı Eş Şiddeti Tiplerini Etkileyen Psikososyal Faktörler,” <em>Türk Psikiyatri Dergisi, </em>Cilt 23, Sayı 12, s. 75-81.</p>
<p>Özbey, Orhan (2012); “Türkiye’de Kadına Şiddet-Şiddetin Temelleri,” <em>Hukuk Gündemi Dergisi, </em>Cilt 1, Sayı 1, s.37-39.</p>
<p>SABANCIVAKFI (2019); “Çocuk Evlilikleri ve Ev İçi Şiddet: Çocuk Gelinler,” <a href="http://www.sabancivakfi.org/i/content/4846_2_Cocuk_Evlilikleri_ve_Ev_Ici_Siddet.pdf" target="_blank" rel="noopener">http://www.sabancivakfi.org/i/content/4846_2_Cocuk_Evlilikleri_ve_Ev_Ici_Siddet.pdf</a>, (Erişim Tarihi: 20.05.2020).</p>
<p>Sili Kalem, Ayşegül (2017); “Göç Eden Şiddet, Kadına Yönelik Şiddetin Göç Sürecinde Dönüşümü,” <em>Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi,</em> Cilt 5, Sayı 19, s. 274-290.</p>
<p>Tatlılıoğlu Kasım, İsmail Küçükköse (2015); “Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet: Nedenleri, Koruma ve Önleme ve Müdahale Hizmetleri,” <em>Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi,</em> Cilt 7, Sayı 13, s.194-208.</p>
<p>UNDH (2019); “İnsani Gelişme Raporu 2019,” <a href="https://www.tr.undp.org/content/turkey/tr/home/presscenter/pressreleases/2019/12/HDR-post-release-pr.html" target="_blank" rel="noopener">https://www.tr.undp.org/content/turkey/tr/home/presscenter/pressreleases/2019/12/HDR-post-release-pr.html</a>, (Erişim Tarihi: 18.05.2020).</p>
<p>Yetim, Dilek, Erkan Melih Şahin (2019); “Aile Hekimliğinde Kadına Şiddete Yönelik Yaklaşım,” <em>Aile Hekimliği Dergisi, </em>Cilt 2, Sayı 2, s.48-52.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasinalaca.com.tr/turkiyede-kadina-karsi-siddet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kayıp Balık Nemo Filmi- Gelişim Kuramları Analizi</title>
		<link>https://www.yasinalaca.com.tr/kayip-balik-nemo-filmi-gelisim-kuramlari-incelemesi/</link>
					<comments>https://www.yasinalaca.com.tr/kayip-balik-nemo-filmi-gelisim-kuramlari-incelemesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Alaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2020 08:01:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıp Balık Nemo]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıp Balık Nemo Filmi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasinalaca.com.tr/?p=251</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="640" height="427" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/pixar-presto-finding-dory-0001-640x0-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/pixar-presto-finding-dory-0001-640x0-1.jpg 640w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/pixar-presto-finding-dory-0001-640x0-1-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></div>FİLM ÖZETİ: Palyaço balığı olan Marlin ve Coral; yakında gözlerini açacak çocuklarına daha güzel bir gelecek sunmak için okyanusa taşınırlar. 400’e yakın yumurtanın canlanmasını bekleyen çift, çocuklarına hangi isimleri vereceklerini tartışırlar. Coral, en azından birinin isminin “Nemo” olmasını ister. Çocuklarını ve anılarını konuşurlarken yanlarına kılıç balığı gelir. Marlin’in tüm uyarısına rağmen Coral; annelik iç güdüsüyle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="640" height="427" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/pixar-presto-finding-dory-0001-640x0-1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/pixar-presto-finding-dory-0001-640x0-1.jpg 640w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/pixar-presto-finding-dory-0001-640x0-1-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></div><p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-252 alignleft" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Finding_Nemo_kayıp_balık-222x300.jpg" alt="" width="222" height="300" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Finding_Nemo_kayıp_balık-222x300.jpg 222w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Finding_Nemo_kayıp_balık.jpg 444w" sizes="(max-width: 222px) 100vw, 222px" /></p>
<h1><strong>FİLM ÖZETİ:</strong></h1>
<p>Palyaço balığı olan Marlin ve Coral; yakında gözlerini açacak çocuklarına daha güzel bir gelecek sunmak için okyanusa taşınırlar. 400’e yakın yumurtanın canlanmasını bekleyen çift, çocuklarına hangi isimleri vereceklerini tartışırlar. Coral, en azından birinin isminin “Nemo” olmasını ister. Çocuklarını ve anılarını konuşurlarken yanlarına kılıç balığı gelir. Marlin’in tüm uyarısına rağmen Coral; annelik iç güdüsüyle çocukların yanına yüzer ancak kılıç balığının saldırısına maruz kalır. Onları kurtarmak isteyen Marlin de aldığı darbe ile bayılır. Kalktığında karısı ve çocuklarının tamamının kılıç balığı tarafından yendiğini, sadece tek bir yumurtanın kaldığını görür. Ona Nemo ismini veren Marlin, hayatı boyunca onu koruyacağına söz verir.</p>
<p>Nemo, büyüyüp de okula başladığında Marlin onu okula götürür. Öğretmenine “Nemo’nun çok iyi yüzme bilmediğini, solungacının tekinin henüz gelişmediğini, Nemo’yu yormaması gerektiğini” söyler. Öğretmeni ile eğitim gezisine çıkan Nemo, arkadaşlarının yönlendirmesi ile okyanusa açılmak ister. Bunu son onda görüp engel olan Marlin çok kızar ve onu okuldan alacağını söyler. Buna sinirlenen Nemo “senden nefret ediyorum” diyerek gemiden sarkan metal halata dokunabileceğini, yüzebildiğini göstermek ister. Bir anlık dalgınlıktan yararlanıp teknenin siluetine doğru yüzer, dokunur, herkes şaşırmışken ve onu takdir ederken dalgıçlar Nemo’yu yakalar.</p>
<p>Bir diş hekimi ofisindeki akvaryuma götürülen Nemo, burada yeni arkadaşları ile tanışır. Marlin ise oğlunu bulmak için teknenin peşinden gider. Burada “balık hafızalı” Dory ile tanışır ve onunla birlikte oğlunu bulmaya çalışır. Dalgıçların düşürdüğü gözlükteki yazılardan oğlunun Sydney’e gönderildiğini anlar ve yola koyulur. Dory ile birlikte çeşitli maceralar yaşar. Köpek balıkları ve deniz anaları ile mücadelesi, su kaplumbağaları ile arkadaşlığı efsaneleşir, dilden dile dolaşır. Hatta efsane akvaryumdaki balıkların dostu olan Pelikan tarafından Nemo’ya ulaştırılır.</p>
<p>Nemo da arkadaşları ile birlikte akvaryumdan kaçış planı yapar. Çünkü kaçmazsa sahiplendiği balıklara kötü davranan, diş hekiminin yeğeni Darla’ya verilecektir. Biz dizi mücadeleden geçen akvaryum balıkları sonunda Nemo’nun kaçmasını sağlar. Daha sonra da kendileri kaçar. Sydney limanında buluşan baba oğul hasret giderir ve evlerine geri döner. Daha sonra mutlu bir hayat geçirirler.</p>
<h1><strong>Gelişim Kuramları Çerçevesinde Karakter Analizi:</strong></h1>
<ul>
<li>
<h2><strong>Erikson Psikososyal Gelişim Kuramı: </strong></h2>
</li>
</ul>
<p>Nemo karakterini yaş bakımından değerlendiremeyeceğimiz için okula başlama bilgisine göre hareket etmemiz gerekir. Nemo okula başlama yaşında olduğu için Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı’na göre “Çalışkanlığa Karşı Aşağılık Duygusu” dönemi içerisindedir. Nemo, büyümüş ve değişik türden balıklarla birlikte örgün eğitime başlamaktadır. Yeni yerleri keşfedecek, çevresini tanıyacak ve muhtemel tehlikelerin farkında olacaktır. Bu dönemde, Nemo’nun en önemli özelliği yeni arkadaş ortamına ilgisi ve öğrenmeye karşı meraklı olmasıdır. Gerçekten de Nemo, yeni arkadaşlarına kısa sürede uyum sağlamakta ve yeni yerler keşfederken oldukça eğlenmektedir.</p>
<p>Bu dönemdeki bireyler yeni girdikleri ortamda kabul edilme, sevilme ihtiyacı hisseder. Nemo da okula gittiği ilk andan itibaren arkadaşlarının yanına gidip oyuna katılmaktadır. Hatta öğretmenin ders anlatımından sıkıldığı bir anda arkadaşları ile birlikte dersten kaçmaktadır. Onların okyanusun derinliklerine dalmasına heveslenmekte, babası kızdığı için yapmamaktadır. Ancak arkadaşlarının baskısına dayanamayarak okyanusun derinliklerine açılma konusunda cesaretlenmektedir. Çünkü, arkadaşlarının isteklerini yerine getirip dışlanmama, onlarla uyumlu geçinme ihtiyacına yenik düşmektedir. Bu tutumu aynı zamanda “Çalışkanlığa Karşı Aşağılık Duygusu” döneminin rekabet özelliği ile açıklayabiliriz. Çünkü Nemo, arkadaşları okyanusa açılırken kendisinin yetersiz olduğunu düşünmek ve hissettirmek istememektedir. “Onlar yapabiliyorsa ben de yaparım, geri kalmamalıyım” düşüncesi ile daha önce hiç olmadığı kadar cesur davranmaktadır.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-253 aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/pixar-presto-finding-dory-0001-640x0-1-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/pixar-presto-finding-dory-0001-640x0-1-300x200.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/pixar-presto-finding-dory-0001-640x0-1.jpg 640w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Çocuğun yeni ortamında ve öğrenmelerinde başarıya ulaşması ve aşağılık duygusundan kurtulması için ailenin çocuğa inancı ve destek vermesi oldukça önemlidir. Öğretmen de çocuğun yeteneklerini ortaya çıkaracak yetkinlikte olmalıdır. Nemo’nun öğretmeni öğrencilerine inanmakta ve kendisi rehberliğinde her şeyi başarabileceklerini söylemektedir. Bu Nemo için oldukça olumludur ve ona güç vermektedir. Ancak Marlin, Nemo’yu hep yetersiz görmekte, onun halen küçük olduğunu düşünmektedir. Onun aşırı korumacı tavrı, Nemo’nun başarı duygusunu zedelemektedir. Nemo’nun yeni ortamlarda tutuk davranması ve çoğu şeyden korkması da bu tutumunu bir sonucudur. Akvaryumdaki arkadaşlarının Nemo ile uyum sağlaması ve ona bazı sorumluluklar vermesi Nemo’nun kendisine olan inancını arttırmış ve sonunda başarıya ulaşmıştır. Akvaryumdaki arkadaşları sayesinde Nemo’nun aşağılık duygusundan kurtulduğunu söylemek mümkündür.</p>
<p>Filmin başlangıç aşamasında Nemo’nun onlarca soru sorması hususu “Girişimciliğe Karşı Suçluluk” dönemini hatırlatmaktadır. Okula gideceği dönemde Nemo’nun bitmek bilmeyen soruları dikkat çekmektedir. Bu bakımdan Nemo’nun Girişimciliğe Karşı Suçluluk döneminden Çalışkanlığa Karşı Aşağılık Duygusu dönemine geçiş evresinde olduğu da düşünebilir. Bu dönemde çocukların sordukları sorulara verilen cevapların önemi büyüktür. Geçiştirici cevaplar verilmesi çocuğun utanç ve kuşku duymasına sebep olmaktadır. Bu bakımdan Marlin2in başarılı bir ebeveyn rolü üstlendiği kabul edilebilir. Çünkü tüm sabrı ile Nemo’nun tüm sorularına itinalı bir şekilde cevap vermektedir.</p>
<ul>
<li>
<h2><strong>Freud’un Psikoseksüel Gelişim Kuramı: </strong></h2>
</li>
</ul>
<p>Nemo’nun okula başladığı bilgisinden hareketle Freud’un Psikoseksüel Gelişim Kuramı’na göre 7-12 yaş arasını içeren “Latent Dönem” kapsamındadır. Freud, Latent dönemdeki bireylerin aile odağından uzaklaştığını belirtmektedir. Fallik dönemde anne ve babaya ola ilgi sona ermekte, bireyin dikkati arkadaşlarına ve öğretmenlere yoğunlaşmaktadır. Çocuk, karşı cinsle ilgilenmez ve genellikle entelektüel becerilere yoğunlaşır. Bu dönem başarı ile atlatıldığında çocuk kendisine güvenen özerk bir yapıya kavuşur.</p>
<p>Nemo, o için oldukça heveslenmektedir. “Yaşasın okul başlıyor” ve devamındaki sözlerle tüm ilgisini oraya yoğunlaştırdığı anlaşılmaktadır. Okul ortamı ile birlikte dönemin özelliklerine uygun olarak arkadaş iletişimine önem vermektedir. Mürekkep balığı, deniz atı gibi farklı türden arkadaşlarını tanımakta, onların özelliklerini öğrenmeye çalışmaktadır. Öğretmeninin kendini tanıt demesi üzerine dili döndüğünce ifade etmekte, tüm ilgisini çevresine vermektedir. Filmde Nemo’nun karşı cinse olan ilgisinden bahsedilmemesi ve duygusal ya da cinsel bir bağlılık olmaması Nemo’nun Latent dönemi ile uyumludur. Latent dönemde görülen bir davranış türü de çocukların gruplaşmasıdır. Nemo’nun ilk tanıştığı 3 arkadaşı ile birlikte diğerlerinden ayrı bir durması, başka öğrenciler ders dinlerken onların grupça hareket etmeleri dönemle örtüşmektedir.</p>
<ul>
<li>
<h2><strong>Piaget’in Bilişsel Gelişim Kuramı:</strong></h2>
</li>
</ul>
<p>Nemo’nun okula başlamasından hareketle Piaget’in Bilişsel Gelişim Kuramı’na göre 7-12 yaş arası bireylerin bulunduğu “Somut İşlem Dönemi” içerisinde olduğu söylenebilir. Bu dönemin temel özelliklerini; olayları analiz edebilme, mantıksal çözüler yaratabilme, bilişsel yeteneklerini kullanarak problemleri çözebilme, gerçek dünyanın farkına varma, benmerkezci olmama gibi özetlenebilir. Nemo’nun babasının sorduğu sorular üzerine kendi şemalarını oluşturması ve babasının heyecanının ya da korkusunun yersiz olduğu yönünde çıkarımlar yapması dönemle uyumludur. Ayrıca Nemo, benmerkezcilikten uzaklaşmıştır. Akvaryumdaki balıkları ve kendisini kurtarmak uğruna, akvaryumun temizlik aparatına taş sıkıştırmayı kabul etmesi ya da babasıyla dönüş yolunda balıkçı ağına yakalanan balıkları kurtarmak için kendisini riske atması ben odağından uzaklaştığına örnektir. Yine bunları yaparken mantıksal önerilerde bulunması (örneğin yakalana balıklara aşağı doğru yüzme hareketi yaparsanız kurtuluruz demesi) mantıksal çözümlemeler kapsamında değerlendirilebilir.</p>
<ul>
<li>
<h2><strong>Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramı: </strong></h2>
</li>
</ul>
<p>Sosyal çevreyi ve kişisel özellikleri birlikte değerlendiren Sosyal Öğrenme Kuramı; halen etkisini devam ettirmektedir. Bunun en önemli sebebi Bandura’nın kuramını kanıtlara dayandırmasıdır. Kişisel faktörlerin ve çevresel etkenlerin birlikte davranışı etkilediğini ifade eden kuram, gözlemleyerek öğrenmenin de önemine değinmektedir. Film karakterimiz Nemo bir balıktır ve babasının öğretileri üzerinde durmaktadır. Hareketlerinin büyük çoğunluğu sosyal öğrenme kuramını işaret etmektedir.</p>
<p>Nemo’nun dişlerini fırçalaması, tehlikeli bir durup olup olmadığını incelemesi, yüzmesi, tehlikeli yerlere geldiğinde durması, öğretmeninin yaptıklarını yapması, arkadaşlarının davranışlarını taklit etmesi, akvaryum içerisinde kendisine söylenenleri yorum katmadan yinelemesi gibi sahneler sosyal öğrenme kuramına işarettir. Nemo’nun babasına sorduğu sorulara bakınca da Sosyal Öğrenme Kuramı karşımıza çıkmaktadır. Çünkü Nemo köpek balıklarından su kaplumbağalarının yaşına kadar birçok husustaki bilgiyi komşularına dayandırmaktadır. Onlardan duyduğu ya da gördüğü birçok bilgiyi doğrudan kabul etmiştir.</p>
<p>Filmde sosyal öğrenme kuramı kapsamında değerlendirilebilecek bir unsur da üç köpek balığının davranışıdır. Köpek balıkları içsel dürtülerine rağmen kendi aralarında yaptıkları anlaşma gereği küçük balıkları yememektedir. İçlerinden biri bunu meylettiğinde diğerleri doğrudan müdahale etmektedir. Nitekim, büyük köpek balığı küçük balığın kanını yuttuğunda kendisine geçmiş, Marlin ve Dory’ye saldırmıştır. Diğer köpek balıklarının etkisi ile bir süre sonra durulmuştur. Burada çevrenin etkisi ile içsel kararını değiştirmesi sosyal öğrenmedir. Sosyal öğrenme kuramı ile ilgili bir diğer ilginç sahne de akvaryumdaki balıkların dişçilik terimlerini ayrıntıları ile öğrenmesidir. Onlar sadece dişçiyi gözlemleyerek diş dolgusu, tel, kanal tedavisi gibi birçok kavramı bilmekte, dişçinin hastalarının kişisel özelliklerini sayabilmektedir.</p>
<ul>
<li>
<h2><strong>Havinghurst’un Gelişim Kuramı: </strong></h2>
</li>
</ul>
<p>Havinghurst, 6ile 12 yaş arasındaki bireyleri Orta Çocukluk dönemi olarak açıklamaktadır. Her dönemin kendisine has ödevleri bulunmaktadır ve bireylerin sağlıklı bir kişiliğe kavuşmaları o ödevleri başarı ile tamamlamalarına bağlıdır. Çocuk bu süreçte hem kendi kalıtımsal özelliklerinden hem de içerisinde bulunduğu toplumun sosyolojik ve kültürel özelliklerinden etkilenmektedir. Nemo’nun da içerisinde bulunduğu orta çocukluk döneminin ödevleri; kendisini bütüncül olarak değerlendirmesi, sosyal çevre edinip bunlarla iyi geçinmesi, içerisinde bulunduğu toplumun değerlerine uygun bir tutum geliştirmesi ve özerklik kazanmasıdır.</p>
<p>Nemo, biyolojik bakımdan gelişmektedir ve yüzgeç gibi uzuvlarını daha iyi nasıl kullanabileceğini öğrenmektedir. Hem okul ortamında hem de atıldığı akvaryum içerisinde sorumluluk alması, uyumluluğu ve iletişimi ile kendisini sevdirmiştir. Balıkların avcılar tarafından yakalanmasına karşı sessiz kalamayacağını bilmektedir ve onların kurtulması için kendisini tehlikeye atacak ölçüde bir tutum geliştirmiştir. Nispeten babasından özerk bir şekilde hareket edebilmektedir. Daha önce yaptığı hatalar nedeniyle kendisini değerlendirmektedir ve filmin başında babasına söylediği “senden nefret ediyorum” sözünü filmin sonunda “seni seviyorum” olarak değiştirmektedir. Böylelikle Nemo’nun Havinghurst’un dönemindeki ödevleri, filmde anlatılan kısmı ile” başarı ile tamamladığını söylemek doğru olacaktır.</p>
<ul>
<li>
<h2><strong>Arnold Gessel’in Olgunlaşma Kuramı: </strong></h2>
</li>
</ul>
<p>Film, deniz canlılarını konu aldığı için Arnold Gessel’in Olgunlaşma Kuramı kapsamında değerlendirilen birçok sahne bulunmaktadır. Çünkü Arnold Gessel, gelişimi açıklarken fiziksel ve motor davranışlar üzerinde durmaktadır. Olgunlaşma kavramını dönemlere bölerek açıklayan kuramcı, bireyin her dönemde belirli bir olgunluk düzeyine geldiğini, gelişimin seviyesinin dönem içerisindeki hareketlere değerlendirilebileceğini, ileriki dönemdeki gelişim hareketlerinin beklenemeyeceğini söylemektedir. Ve Gessel’in kuramının merkezindeki kavramlardan birisi de hazırbulunuşluktur. Öyleyse henüz kanatları gelişmeyen bir serçeye uçma öğretilemeyecektir.</p>
<p>Nemo’nun okula başladığı zaman babasının hem ona hem öğretmene “onun solungaçları henüz küçük, daha hazır değil, hazır oluncaya kadar okula gitmeyeceksin” diyerek hazırbulunuşluk düzeyine gelmediğini söylemese Gessel kuramı ile ilgilidir. Yine Nemo’yu bulmak üzere yola koyulan Marlin, yolda su kaplumbağaları ile karşılaşmıştır. Burada anne su kaplumbağası küçük yavrusunu akıntıya bırakmış, koruyucu bir baba olan Marlin, dehşete kapılarak buna engel olmak istemiştir. Anne su kaplumbağası ise onu durdurmuş ve şu sözleri söylemiştir: “Biz onları doğduğunda yumurta ile kumsala bırakırız. Zamanı gelince kendiler yumurtadan çıkar ve yüzerler” demektedir. Küçük yavru da çırpındıkça akıntıda yüzmeyi öğrenmekte ve çok güzel olduğunu söylemektedir. Burada Gessel’in kuramı ağır basmaktadır.</p>
<ul>
<li>
<h2><strong>Diğer Gelişim Kuramları:</strong></h2>
</li>
</ul>
<p>Nemo, çevreyi keşfederken kendisine bakım veren babasını güvenlik olarak görmektedir. Kısmi tezat yaşasa da o olmadığında sürekli onu aramakta ve korkmaktadır. Akvaryumda iken sürekli babasını sorgulamakta ve daha sonra ona ulaşmak için kaçma planı yapmaktadır. Bu bakımda Nemo’nun Bowlby’nin Bağlanma Kuramı’na göre “güvenli bağlanma” gerçekleştirdiği söylenebilir. Ayrıca Nemo filmin başlangıç aşamasında bazı hareketleri kendisinden dolayı değil de babası kızdığı için yapmaz. Bu hareketlerinin Kohlberg’in ahlak gelişimine göre gelenek öncesi, birinci evre kapsamında olduğu yani itaat ve cezaya göre hareket ettiği belirtilebilir. Ancak filmin sonunda balıkları kurtarmak için kendinden hareket geçmesi aynı kurama göre gelenek sonrası, evrensel ahlak ilkeleri eğilimi içerisinde kalmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Wonder Filmi&#8217;nin Gelişim Kuramları Çerçevesinde Analizi İçin <a href="https://www.yasinalaca.com.tr/2020/08/10/236/">buraya</a> Tıklayınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasinalaca.com.tr/kayip-balik-nemo-filmi-gelisim-kuramlari-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Wonder Filmi- Gelişim Kuramları Analizi</title>
		<link>https://www.yasinalaca.com.tr/236/</link>
					<comments>https://www.yasinalaca.com.tr/236/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Alaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2020 20:12:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasinalaca.com.tr/?p=236</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1170" height="658" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4.jpg 1170w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4-300x169.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4-1024x576.jpg 1024w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1170px) 100vw, 1170px" /></div>Filmin Özeti: Auggie Pullman; Treacher Sendromu ile dünyaya gelmiştir. İnsanlara göre farklı bir yüzü bulunan Auggie; görme, duyma gibi yetilerine yönelik birçok ameliyat geçirmiş olmasına rağmen yüzündeki ağır dezenformasyon iyileştirilememiştir. Bu görüntüsü nedeniyle insanlardan çekinen Auggie, hayatının büyük çoğunluğunu ailesiyle geçirmektedir. Astronot kaskı takarak insanlarla arasına mesafe koyan Auggie için en önemli şeyler köpeği ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1170" height="658" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4.jpg 1170w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4-300x169.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4-1024x576.jpg 1024w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1170px) 100vw, 1170px" /></div><h1></h1>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-237 alignleft" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4-300x169.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4-1024x576.jpg 1024w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4-768x432.jpg 768w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/watch_4rsrxYDfIzvtAsIE9wevxPRXAk4.jpg 1170w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><strong>Filmin Özeti: </strong>Auggie Pullman; Treacher Sendromu ile dünyaya gelmiştir. İnsanlara göre farklı bir yüzü bulunan Auggie; görme, duyma gibi yetilerine yönelik birçok ameliyat geçirmiş olmasına rağmen yüzündeki ağır dezenformasyon iyileştirilememiştir. Bu görüntüsü nedeniyle insanlardan çekinen Auggie, hayatının büyük çoğunluğunu ailesiyle geçirmektedir. Astronot kaskı takarak insanlarla arasına mesafe koyan Auggie için en önemli şeyler köpeği ve Star Wars serileridir.</p>
<p>Wonder filmi, Auggie&#8217;nin okula başlaması ile geçirdiği psikolojik süreçleri ve mücadeleyi ele almaktadır.  Auggie, 5. Sınıfa geldiğinde örgün eğitime başlar. Çekinerek başladığı okulunda birçok uyum sorunu ile karşılaşan Auggie, akran zorbalığı karşısında zaman zaman yelkenleri indirse de en sonunda herkes tarafından sevilmeyi başarır. Wonder filmi, aslında Auggie’nin kendini kabul ettirme macerasıdır. Filmde insanların iç dünyasında yaşadıkları ve dışarıdan görünenin aynı olmadığını vurgulamak için bazı sahneler; ablası Olivia, ablasının arkadaşı Miranda ve Auggie’nin ilk arkadaşı Jack’in sesinden anlatılmaktadır.</p>
<p><strong>Karakter Analizi: </strong></p>
<ul>
<li><strong>Erikson Psikososyal Gelişim Kuramı: </strong></li>
</ul>
<p>Auggie Pullman; 10 yaşında olduğu için Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre 6-12 yaş aralığını kapsayan “Çalışkanlığa Karşı Aşağılık Duygusu” dönemindedir. Bu zamana kadar okula gitmeyen ve annesi tarafından eğitilen Auggie, okulda yeni öğrenmelere karşı meraklıdır. Dönemin özelliklerine uygun olarak Auggie, sevdiği fen bilimleri dersine ilgilidir ve arkadaşları tarafından kabul edilme isteği vardır. Auggie’nin derse katılması ve arkadaşı Jack’e kopya vermesi bu kapsamda değerlendirilmelidir. Yine rekabet önemlidir. Auggie’nin proje ödevine özenmesi ve kazanmak istemesi dönemsel özelliklerden birisidir.</p>
<p>Çocuğun başarı duygusunun gelişmesi için ailesi ve öğretmenlerinin desteği önemlidir. Özellikle Auggie’nin annesi başta olmak üzere ailesi onun eğitimine destek vererek onun özellikle fen bilimleri dersine başarılı olmasını sağlamıştır. Okulun başlangıcında Auggie’nin utanması, herkesin ondan iğrendiğini düşünmesi ve bu bakımdan kendisini yetersiz görmesi onun aşağılık duygusunu arttırsa da olumlu gelişmeler bunlardan fazladır.  Bilim projesini kazanan ve okul özel ödülünü alan Auggie, bu dönemi aşağılık duygusu edinmeden atlatmıştır.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-239 aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/unnamed-1-1-300x167.jpg" alt="" width="300" height="167" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/unnamed-1-1-300x167.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/unnamed-1-1.jpg 512w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Ablası Olivia ve Miranda ise “Kimlik Kazanmaya Karşı Kimlik Karmaşası” dönemindedir. Her ikisinde de gerçek ailelerindeki durum ile dış dünyada görünmek istedikleri durum arasında farklılık bulunmaktadır. Kimlik karmaşası yaşayan karakterlerin olaylara verdiği tepki oldukça farklıdır. Olivia, başlangıçta her şeyi olumsuz karşılayıp daha çok yalnızlığı seçerken Miranda kendisini akran dünyasına daha çok sokmaktadır. Her ikisinin de tiyatro topluluğuna girmesi, Erikson’a göre kimlik karmaşası yaşayan bireyin aidiyet kazanma düşüncesine yöneliktir. Ayrıca Erikson bu dönemdeki bireylerin dış güzelliklerini çok önemsediklerini belirtmektedir. Olivia’nın Miranda’yı çok güzel bulması ve kendisindeki güzelliği fark etmemesi de bu dönem özelliğindendir. Miranda ’nın aile bunalımında alkole alışması da dönemin özelliklerindendir.</p>
<ul>
<li><strong>Freud’un Psikoseksüel Gelişim Kuramı: </strong></li>
</ul>
<p>Auggie, bu kurama göre 7-12 yaş grubunu içeren Latent (Gizil) dönemdedir. Bu dönemin özelliği okula başlayan çocuğun aile dışındaki kişilerle iletişim kurmaya başlayarak özdeşim kurmasıdır. Çocuklarda daha çok beceri geliştirme eğilimi vardır. Auggie, okula başlayarak daha çok çevre edinmektedir. Fen bilgisi derslerinde, öğretmenlerin sorusuna cevap vermesi, diğer derslerde kalkmak istememesine rağmen Fen aktivitelerinde ön plana atılması ve kendi imkanlarıyla bilimsel projeler geliştirmesi (Karanlık kutu projesi gibi) onun sosyal beceri kazanmasına yöneliktir. Nitekim; Auggie bunun karşılığını almış ve özerklik duygusu gelişmiştir. Auggie’nin madalya kazanması ve birçok arkadaşının olması dönemi sağlıklı atlattığını göstermektedir. Ayrıca Auggie ve arkadaşlarının karşı cinsle ilişkilerine hiç değinilmemesi önemlidir. Çünkü kurama göre bu dönemdeki çocuklar karşı cinse yönelik enerjilerini okula ve öğretmenlere yöneltmektedir. Bu husus Auggie’nin kişiliği ile uyumludur. Çünkü tüm enerjisini arkadaşlık ilişkileri, dersler, projeler ekseninde harcamaktadır.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-240 aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/img_1335-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/img_1335-300x169.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/img_1335-768x432.jpg 768w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/img_1335.jpg 940w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Ablası Olivia ve arkadaşı Miranda ise 12 yaş ve sonrasını kapsayan Genital Dönem’dedir. Bu dönemin özelliği; karşı cinse tekrardan ilgi duyma, aile ve meslek konularında duyarlı olma, toplum içinde yer edinme ve grup etkinliklerinde bulunma davranışlarıdır. Olivia’nın ilk defa arkadaş edinmesi, aileden bulamadığı ilgiyi erkek arkadaşında bulması, sosyal etkinliklere katılması döneme örnektir. Yine bu doyumlara ulaşamayan Miranda ‘nın filmin sonlarında doğru hüzünlü olması, arkadaşına rolünü vermesi de toplumda yer edinme çabasına yöneliktir.</p>
<p>Bu dönemin bir özelliği de kız ve erkeklerin kendi arasında gruplaşmasıdır. Filmdeki yemekhane ve kamp görüntülerine bakıldığında erkek öğrencilerin ve kız öğrencilerin kendi aralarında gruplaşmaktadır. Yine bireylerin oyun niteliği de değişmektedir. Daha çok konsol oyunları oynayan Auggie, şimdi arkadaşları ile doğaya çıkmakta ve kampa gitmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Piaget’in Bilişsel Gelişim Kuramı:</strong></li>
</ul>
<p><strong> </strong>Auggie, Bilişsel Gelişim Kuramına göre 7-12 yaş arasını kapsayan Somut İşlem Dönemindedir. Auggie, artık olayları çözümlemede ve işlemleri çözmede mantıksal analizler yapabilmektedir. Arkadaşlık ilişkilerinde kısmi soyut analizler yapması, fen gibi sayısal bir derste proje üretmesi dönemin özelliğini yansıttığını göstermektedir. Bu dönemdeki öğrenci gerçekle hayal arasındaki farkı anlayabilmektedir. Auggie’nin diyaloglar arasında hayaller görmesi ve sonradan gerçek hayata dönmesi bunun örneğidir.</p>
<p>Somut işlem dönemindeki bireyler; önceki dönemin aksine ben merkezcilikten uzaklaşmaktadır Auggie’nin her şeyi kendine çekmesi, mutlaka açıklama yapılmasını istemesi, sadece kendi acılarını görmesi ben merkez odağından tam anlamıyla uzaklaşamadığını göstermektedir. Bu durum, onun yüz problemi ve önceki olumsuz deneyimleri ile mantıklı bir şekilde açıklanabilmektedir.</p>
<p>Miranda ve Olivia ise Piaget’e göre soyut işlem dönemindedir. Piaget, bu dönemdeki bireyleri; akıl yürüten, problemlere karşı hipotez geliştiren, olasılıkları hesaba katan, soyut düşünceye odaklanan, kendisindeki niteliklere odaklanan ve başkalarındaki nitelikleri değerlendiren şeklinde açıklamaktadır. Olivia’nın kendisinin daha az önemsendiğini düşünmesi (Auggie güneş, biz ise onun etrafında dönen gezegenleriz), Miranda ’nın çok mutlu olduğunu düşünmesi, kendisi ezik olduğu için Miranda’ nın uzaklaştığı yönünde çıkarım yapması, kardeşinden bahsederse arkadaşlarının alay edeceğini düşünmesi gibi soyut hipotezler buna örnektir. Miranda da Olivia’nın ailesini kendisininmiş gibi göstermesi, kendi parçalanmış ailesinden utanması soyut hipotez örnekleridir. Her ikisi de yalnız kaldıklarında mutsuzdur ve sürekli kendilerindeki eksikleri görmektedir. Birbirlerine özenen gençlerin kendisindeki değerleri görmemeleri ve dışarıdaki artıları ön plana almaları dönem özelliğidir.</p>
<ul>
<li><strong>Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramı: </strong></li>
</ul>
<p>Bandura, davranışları çevrenin ve kişisel özelliklerin birlikte etkilediğini belirtmektedir. Birey çevresini gözlemleyerek öğrenmekte ve ona göre hayatına yön vermektedir. Ya da çevrenin müdahaleleri de davranış üzerinde etkilidir. Auggie, çevre baskısından dolayı okula gitmek istememektedir. Yine okulda akranları tarafından zorbalık uygulanması da onun moralini bozmaktadır. Çevresindekilerin dedikleri yüzünden yemeğine dikkat etmesi, konuşmak istememesi, elini uzatmaması, özenle ördürdüğü saçını kesmesi gibi örnekler Auggie ’de çevre eksenli görülen değişimdir.</p>
<p><img loading="lazy" class="size-medium wp-image-238 aligncenter" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Wonder3-e1522087481830-475x268-1-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Wonder3-e1522087481830-475x268-1-300x169.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/Wonder3-e1522087481830-475x268-1.jpg 475w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Fen dersi öğretmeninin verdiği cevaplar karşısında Auggie’yi tebrik etmesi onun tekrardan derse katılımını arttırmaktadır. Ayrıca bilim projesinin ilgi görmesi ve ödülü kazanması sonrasında artık astronot kaskı takmaya bile gerek duymamıştır. Bu onun çevreden aldığı olumlu pekiştireçler sayesinde uyum davranışlarının arttırdığını göstermektedir. Ayrıca başlangıçta Auggie’ye yaklaşmayan çocukların zamanla ona yaklaşması da çevresel etkileşimin bir ürünüdür. Bir başka çevresel öğrenme de Auggie ve arkadaşlarının birlikte kamptan kaçması ya da geğirmesi gösterilebilir.</p>
<p>Miranda ve Olivia’da ise dışsal pekiştireçlere göre davranış değiştirme mevcuttur. Olivia gibi olduğunda daha çok arkadaşı olduğunu gören ve bunu seven Miranda onun gibi davranmaktadır. Ayrıca alkol içen annesi ile olduğunda alkol alması da buna örnektir. Olivia ise dışsal pekiştireç olmadığı için kendisini geri çekmektedir. Sadece erkek arkadaşı ona olumlu şeyler söylediği için mutlu olmaktadır. Nitekim onun sayesinde tiyatroya devam etmiştir.</p>
<ul>
<li><strong>Havinghurst’un Gelişim Kuramı: </strong></li>
</ul>
<p>Havinghurst, gelişimi biyolojik, sosyolojik ve kültürel etmenlerin bir karşımı olarak açıklamaktadır. Ona göre gelişim dönemlerinde her bireye yüklenmiş gelişim görevleri bulunmaktadır ve ona uygun hareket edilmelidir. Bu da gelişimin yaşam boyu olduğu anlamına gelmektedir. Auggie, 10 yaşında olduğundan Havinghurst’un “Orta Çocukluk” ya da bazı kaynaklara göre “Son Çocukluk” dönemindedir. Çünkü bu dönem 6-12 yaş arasını kapsamaktadır. Bu dönemdeki bireyin kendisine bütüncül bakış açısı ile yaklaşması, akranları ile iyi geçinmesi, sosyal gruplara karşı tutum geliştirmesi topluma karşı uygun tutum geliştirmesi, kişisel bağımsızlık kazanması ve kendine karşı olumlu tutum oluşturması beklenmektedir.</p>
<p>Auggie, gelişim evresinin sonuna gelindiğinde öncelikle kendisine karşı olumlu bir tutum geliştirmiştir. Maskesinden kurtulmuş, arkadaşlık gruplarına girmiş hatta okulun yıldızları arasında yer almıştır. Yaşıtları ile iyi geçinmektedir. Ayrıca aile ortamında da mutlu bir hayata kavuşmuştur. Toplumdaki insanların kendisini “ucube” olarak görmediğini, görenler olsa bile bunun onun başarısını etkileyemeyeceğini bilmektedir. Bu anlamda Auggie’nin gelişim evresindeki ödevleri tamamladığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Miranda ve Olivia ise; 13-18 yaş arasını içeren “Ergenlik” gelişim dönemindedir. Bu dönemde cinsiyetine uygun davranma, bedensel özellikleri kabul etme, duygusal bağımsızlık kazanma, değer ve ahlak sistemi edinme, sosyal etkinliklere katılma, sorumluluk alma gibi ödevler bulunmaktadır. Olivia’nın bedensel ve çevresel özelliklerini kabul etmesi (Kendini kabul), tiyatroya katılması (sosyal etkinlik), kardeşi ile ilgili duyarlı olması (sorumluluk alması), en sonunda kardeşinden utanmayıp sevgilisi ile tanıştırması (ahlaki sistem) gibi davranışları şimdilik gelişim ödevlerini tamamladığını göstermektedir. Miranda ‘nın da sonunda kamp ve tiyatro gibi sosyal etkinliklere katılması, aile gerçeğini açıklaması, arkadaşında haksız yere uzaklaşmasının doğru olmadığını anlaması, onun da başarılı olması için rolünden vazgeçmesi, hayata daha pozitif bakması, gelişim ödevlerini kısmen de olsa tamamladığını anlatmaktadır.</p>
<ul>
<li><strong>Arnold Gessel’in Olgunlaşma Kuramı: </strong></li>
</ul>
<p>Arnold Gessel, fiziksel ve motor davranışları merkeze almakta ve gelişimi olgunlaşma ile açıklamaktadır. Her beceriyi belirli bir dönemle açıklayan kuramcı, söz konusu gelişim dönemlerine gelen bireyin olgunluğa ulaştığını, böylelikle bazı davranışları gerçekleştirebildiğini belirtmektedir. Gessel hazırbulunuşluk ilkesine önem vermekte ve kalıtımı çevreden öte tutmaktadır. Wonder filminde, Gessel’in gelişim modeli ekseninde değerlendirilebilecek bir husus yoktur. Fiziksel büyümeye bağlı bir davranış bulunmamaktadır. Karakterlerin daha çok iç dünyalarına yönelen ve bilişsel davranışları üzerinde durulan bir filmdir.</p>
<p>Wonder filmi, Olgunlaşma Kuramı’na aykırı sahneler içermektedir. Çünkü film tamamen bireysel farklılıklar üzerinedir ve bireylerin davranışlarının çevresel etkenlerle nasıl değiştirildiği anlatılmaktadır. Örneğin Jack; annesinin baskısı ile Auggie’ye okul gezdirmektedir. Auggie, ailesinin dayatması sonunda okula başlamaktadır. Jack, arkadaşlarının dalga geçmesinden korktuğu için Auggie’nin çok korkunç olduğunu söylemektedir. Miranda kamp arkadaşlarına güzel görünmek için Olivia’nın ailesini kendi ailesi gibi göstermektedir. Parçalanmış ailenin etkisi görülmektedir. Olivia, kardeşinden utancına tek çocuk olduğunu söylemektedir.  Hem Auggie hem de Olivia, anne ve babasının demokratik tutumlarının bir sonucu olarak uyumlu davranışlar sergilemektedir. Julian, ailesinin onu her türlü davranışa karşı desteklemesinin bir sonucu olarak kötülüklere karşı cesaretlenmekte ve şımarık bir çocuk olmaktadır. Tüm bu hususlar çevrenin insan gelişiminde ve davranışlarında etkisinin olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Kayıp Balık Nemo Filminin Gelişim Kuramları Analizini <a href="https://www.yasinalaca.com.tr/2020/08/11/kayip-balik-nemo-filmi-gelisim-kuramlari-incelemesi/">Buradan</a> Okuyabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasinalaca.com.tr/236/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dokuzuncu Hariciye Koğuşu- Karakter İncelemesi</title>
		<link>https://www.yasinalaca.com.tr/dokuzuncu-hariciye-kogusu-karakter-incelemesi/</link>
					<comments>https://www.yasinalaca.com.tr/dokuzuncu-hariciye-kogusu-karakter-incelemesi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Alaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2020 10:59:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dokuzuncu Hariciye Koğuşu]]></category>
		<category><![CDATA[Freud]]></category>
		<category><![CDATA[Peyami Safa]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik İnceleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasinalaca.com.tr/?p=138</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1080" height="1256" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0.jpg 1080w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0-258x300.jpg 258w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0-881x1024.jpg 881w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0-768x893.jpg 768w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></div>Kitap İsmi: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Kitap Yazarı: Peyami Safa Kitap Kahramanı ve Kitap Hakkında Kısa Bilgi Türk edebiyatının yazma tutkusuna sahip yazarlarından biri olan Peyami Safa&#8217;nın en önemli eserlerinden birisi olan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, otobiyografik bir özellik taşımaktadır. Roman; Peyami Safa&#8217;nın Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde yayınladığı parçaların birleştirilmesinden oluşmaktadır. Gazetedeki yayın dizisi Peyami Safa&#8217;nın mektupları ile [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="1080" height="1256" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0.jpg 1080w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0-258x300.jpg 258w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0-881x1024.jpg 881w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0-768x893.jpg 768w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></div><p><img loading="lazy" class="alignnone size-medium wp-image-139" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/Dokuzuncu-Hariciye-Koğuşu-Kitap-Soruları-346x400-1-260x300.jpg" alt="" width="260" height="300" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/Dokuzuncu-Hariciye-Koğuşu-Kitap-Soruları-346x400-1-260x300.jpg 260w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/Dokuzuncu-Hariciye-Koğuşu-Kitap-Soruları-346x400-1.jpg 346w" sizes="(max-width: 260px) 100vw, 260px" /></p>
<p><strong>Kitap İsmi: </strong>Dokuzuncu Hariciye Koğuşu</p>
<p><strong>Kitap Yazarı: </strong>Peyami Safa</p>
<h6><strong>Kitap Kahramanı ve Kitap Hakkında Kısa Bilgi</strong></h6>
<p>Türk edebiyatının yazma tutkusuna sahip yazarlarından biri olan Peyami Safa&#8217;nın en önemli eserlerinden birisi olan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, otobiyografik bir özellik taşımaktadır. Roman; Peyami Safa&#8217;nın Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde yayınladığı parçaların birleştirilmesinden oluşmaktadır. Gazetedeki yayın dizisi Peyami Safa&#8217;nın mektupları ile son bulsa da, bu mektuplar daha sonradan romandan çıkarılmıştır.</p>
<p>Kendi hayatını okuyucusuna işlemek isteyen Peyami Safa, romanda birinci ağızdan anlatma tekniğini tercih ediyor. Romanda geçen olaylar ve konular; ana kahramanın duyguları ve bakış açısı üzerinden anlatılıyor. Henüz 15 yaşında olmasına rağmen, son 7 yıldır ayağındaki kemik rahatsızlığı ile uğraşan hasta çocuk, romanda anlatıcı rolünü üstleniyor. Aşklar, acılar, yoksulluk ve batı düşkünlüğü gibi konular, çocuğun dünya bakışı ile yeniden şekillendiriliyor. Romanın okuyucusu, hasta çocukla dertleşiyormuşçasına bir his yaşıyor. 112 sayfadan oluşan kitapta Serveti Fünun akımı fazlasıyla görülüyor. Süslü ve ağır kelimeler içeren roman, olaylara nadiren yer veriyor ve daha çok düşünce ile tasvirler karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Roman, hasta çocuğun klasik pansuman zamanlarındaki hastane gözlemleri ile başlıyor. İlk satırlardan itibaren romandaki tasvirler dikkat çekiyor. Okuyucu, dönemin hastane ortamını, kalabalığı ve rahatsız edici kokuları yüreğinde hissediyor. Saint Exupery Paris’in Küçük Prensi gibi tek başına savaşmak zorunda olan hasta çocuk, muayene ortamındaki yalnızlığını içten ifade ediyor. Yaklaşık 7 yıldır ayağı ile uğraşan genç, doktor malzemelerini ve tavırlarını gayet iyi biliyor.</p>
<p><img loading="lazy" class="alignnone size-medium wp-image-140" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0-258x300.jpg" alt="" width="258" height="300" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0-258x300.jpg 258w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0-881x1024.jpg 881w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0-768x893.jpg 768w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/32761177-ba0f-4888-92db-685c951546a0.jpg 1080w" sizes="(max-width: 258px) 100vw, 258px" /></p>
<h6><strong>Romanın İçeriği </strong></h6>
<p>Muayeneden sonuç alamayan hasta çocuk, bunun verdiği üzüntü ile nereye gideceğini bilmez bir şekilde hastaneden ayrılır. Hastalığın kötüye gittiğini annesine söyleyememiş ama annesi onun tavırlarından anlar. Çocukların acısının anne yüreğinde daha da büyüyeceği, bunun da çocuğun acısını arttıracağı okuyucuya aktarılır.</p>
<p>Yaşadığı olumsuzluklara rağmen Küçük Prens gibi güzel yarınlara olan umudunu kaybetmeyen hasta çocuk, Erenköy’deki doktoruna da danışarak olumlu bir şeyler duymayı ister. Buraya gelmişken akrabası olan (tam olarak akraba derecesi belirtilmemiştir) Paşa’nın konağını ziyaret eder. Burada romanın seyri değişir ve daha başka serüvenlere geçilir. Bu aşamadan sonra kemik acısının yerini aşk acısı, yoksulluğun yerini ise görüş farklılıkları alır. Burada Paşa’nın kızı Nüzhet ile görüşen ve vakit geçiren hasta çocuk ona âşık olur. Nüzhet de ona karşı aynı duyguları besler. Nüzhet’in hasta çocuktan 4 yaş büyük olması da bunu engellemez.</p>
<p>Peyami Safa’nın sürgün dolu hayatında olduğu gibi, her şeyin yolunda gittiği anda mutlaka bir sıkıntı doğar. Ailesi Nüzhet’i, Doktor Ragıp ile evlendirmek ister. Özellikle Paşa’nın karısı olan Yenge, bu evlilikte ısrarcıdır. Ragıp’ın yaşına bakmaksızın ailesi için en ideal damat olduğunu düşünür. Hasta çocuk ile Paşa bu konuda aynı görüşü paylaşır ve hasta çocuk bundan gayet memnundur: <span style="color: #800000;"><em>&#8220;<del>Yaş farkı olması nedeniyle Nüzhet mutsuz olur!&#8221;</del></em></span></p>
<p>Doktor Ragıp meselesi çözülmeden hasta çocuk rahat etmez.  Doktor Ragıp meselesinin kapanmasını bekleyen hasta çocuğun Nüzhet’e olan ilgisi ve onun verdiği karşılık, konak çalışanları tarafından fark edilir. Bunu anlayanlardan birisi de yengedir. Yenge ile Nüzhet bu konuda sık sık tartışır ve bu tartışmaların birinde hasta çocuk bunu duyar. Yenge tarafından çocuğun hastalığının bulaşıcı olduğu yalanı üretilir ve ondan uzak durmak gerektiği belirtilir. Bunları duyan çocuk, konakta kalamayacağını anlar ve ayrılma kararı verir. Ancak bilgisi dışında Erenköy’e gelen annesi gitme planlarını altüst eder. Zorunlu olarak bir süre daha konakta kalan hasta çocuk, bir akşam yemeğinde Doktor Ragıp ve Paşa ile şiddetli bir tartışmaya girer. Fransızca meraklılarına karşı kendi dilini savunan çocuğun bu tavrı nedeniyle Paşa’nın davranışları değişmeye başlar.</p>
<p>Sevdiği kıza kavuşamama, Paşa’nın muhabbetini kaybetme, Yenge ile olan soğukluk ve bacak ağrısı birleşince çocuğun tedaviye olan motivasyonu düşer. Kederle birlikte iyice kötü hale gelen bacağından dolayı çocuk hastaneye kaldırılır. Kesmekten başka çare yok denilse de, Doktor Mithat’ın ilgisi sayesinde yeni cerrahlar bulunur ve çocuk Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’na yatırılır. Buralarda oldukça sancılı dönemler geçiren hasta çocuğun bacağı kurtulur, sadece az bir kısalma meydana gelir. Romanın sonuna doğru Paşa felç geçirir.</p>
<blockquote><p><span style="color: #ff0000;">Kitaba ismini veren bu kısım, kitabın en başarılı psikolojik romanlar arasında gösterilmesini sağlamıştır. Çocuğun geçirdiği stresli ve kabul dolu günlere dair verilen tasvirler oldukça iyi bir kalemden çıktığını göstermektedir. Klasik edebiyatın etkisi burada görülmektedir ve romanın sonlarına doğru Paşa felç geçirmektedir.</span></p></blockquote>
<h6><strong>Kahramanın Sosyolojik Açıdan İncelenmesi</strong></h6>
<p>Hasta çocuğun roman boyunca yaşadığı en yoğun duygu şüphesiz ki kemik acısıdır. 8 yaşından beri periyodik dönemlerle hastaneye pansumana gelen ve ameliyat olan çocuk, hastane ortamlarını gayet iyi bilmektedir. 15 yaşındaki bir çocuğun bilgisinin olmayacağı konularda dahi oldukça deneyimlidir. Pansuman teknikleri, sağlık malzemeleri, doktor tavırları, hemşire halleri ve hastanenin fiziksel durumları konusunda donanımlıdır. Hayatının en önemli zamanlarını hastanede geçirmiş olan çocuk, çevresinin de kendisine acıyan ve yardım etmek isteyen tavırları ile bu role bürünmüştür. <del><span style="color: #ff0000;">O hasta bir çocuktur ve onunla ilgilenilmelidir</span></del>. Ziyaret için gittiği konakta dahi bu ilgiyi beklemektedir. Konak çalışanları ve sakinleri de ilk zamanlarda bu ilgiyi göstermektedir.</p>
<blockquote><p><span style="color: #ff0000;">Hasta çocuğu etkileyen bir diğer unsur ise şüphesiz romanın geçtiği zamanlardır. Peyami Safa&#8217;nın 15 yaşını anlatan roman, 1915 yıllarında geçmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılma sürecine girdiği bu dönemde, açılan cepheler ve dış borçlar ile birlikte vergiler arttırılmış ve üretim oldukça azalmıştır. Halk içerisinde maddi imkansızlıklar ve batıya özentiler görülmektedir. </span></p></blockquote>
<p>Dönemin romanlarına bakıldığında  yoğun şekilde yanlış batılılaşma anlatılmaktadır. Hasta çocuk, Osmanlı&#8217;daki her yoksul aile gibi batıya meraklı değildir. Kendi kültürüne bağlı olan hasta çocuk sık ilişkilerin kurulduğu bir kenar mahallede yaşamaktadır. Ancak akrabaları Paşa, dönemin zenginlerinde görülen bir batı hayranlığı ile doludur. Özellikle kendi kültürünü küçümseme, yemekten giyinmeye kadar Fransızlar gibi davranma merakı hasta çocuğu çileden çıkartmaktadır. Yabancıların açtığı okullarda yetişen veya yurt dışına ziyarette bulunan kişilerin daha fazla Avrupa özentisi olduğu görülmektedir. Babası gibi, Nüzhet de bunlardan biridir. Romanın ilerleyen sayfalarından Paşa ve kızı ile hasta çocuğun kültürel farkları onların ilişkilerinin kesilmesine neden olmaktadır.</p>
<h6><strong>Kahramanın Ekonomik Açıdan İncelenmesi</strong></h6>
<p>Birinci Dünya Savaşı’nın en fazla yıprattığı ülkelerden birisi Osmanlı İmparatorluğu’dur. Verimli şekilde kullanılmayan kaynakların azalması ve masrafların hızla artması halkın sırtına daha fazla yükün binmesine sebep olmuştur. Özellikle toprağa dayalı ekonominin az olduğu büyük kentlerde yoksulluk daha fazladır. Babası olmayan hasta çocuk sadece annesi ile yaşamaktadır. Hastaneye dahi kendisi gitmektedir ve yanında kimsesi yoktur. Hasta çocuk dönemin çilesini çeken Anadolu insanını anlatmaktadır.</p>
<p>Devletin zorlu döneminden etkilenmeyen ve lüks yaşantısına devam eden aileler her zaman mevcuttur. Kahramanın Erenköy’de bulunan Paşa akrabası da bunlardan birisidir. Maddi sıkıntılar çeken ve bacağı için kara kara düşünen hasta çocuk bir yana, Paşa ve ailesi sefa sürmektedir. Tek dertleri Fransızca konuşmak, giyinmek, eğlenmek ve akşam yemekleri olan Paşa&#8217;nın ailesi, genel ekonomiden çok daha iyi durumdadır. Hasta çocuğun konağa gelmesinden sonraki bölümler, Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası adlı eserine oldukça benzemektedir.</p>
<h6><strong>Kahramanın Kültürel Açıdan İncelenmesi</strong></h6>
<p>Peyami Safa, içerisinden çıktığı toplumu oldukça iyi gözlemleyen ve bizzat şahit olduğu olayları yazıya başarılı dökebilen bir yazardır. Hasta çocuğun ağzından dönemin genel kültürel yapısı oldukça iyi anlatılmaktadır. Birbirine karşıt ya da birbirinden kopuk denebilecek iki kültür resmedilmekte ve okuyucunun bunun üzerine düşünmesi amaçlanmaktadır.</p>
<p>Romanın karşıt kültürlerinden birisi çocuğun ismi belirtilmeyen mahallesidir. Günümüzün gecekondu mahallerini anımsatan bu yerleşim yeri, ekonomik yönden gelişmemiş ve geleneksel kültürlerine daha bağımlı nüfustur. Diğeri ise; ekonomik sıkıntıları olmayan ve kendi kültürlerini sevmeyen topluluktur. Batıyı taklit etmeyi kültürel gelişmişlik olarak gören ikinci nüfus, toplumundan uzaklaşmaya başlamıştır. Ancak rahat yaşam, başlangıçta hasta çocuğa oldukça iyi gelmiştir. Her gün kendi acısı ile baş başa olduğu ve annesi ile yaşadığı evden, kendisine ilgi gösterilen bir eve gelince kemik acısını hatırlamaz olmuştur. Hatta bir müddet şikayet dahi etmemiştir.</p>
<p>Karşı kültürel faktörler yaşamın her alanında görülmektedir. Romanda, kültürel farklılık daha çok dil üzerinden gösterilmiştir. Özellikle hasta çocuğun Paşa akrabası ile arasının bozulmasına yol açacak şekilde tartışması bunun örneğidir.</p>
<blockquote><p><span style="color: #ff0000;">Bu bakımdan Peyami Safa&#8217;nın Fatih Harbiye romanı ile oldukça benzerlikler taşımaktadır. <span style="text-transform: initial;">Fatih Harbiye’deki Şinasi ve Neriman&#8217;ın yerini, burada Nüzhet ve hasta çocuk almıştır.</span></span></p></blockquote>
<p>Romanda ayrıca zenginlik ve fakirlik üzerinden de kültürel bir mesaj verilmektedir. Bir yanda küçük bir eve zorluklarla yaşamaya çalışan bir aile, diğer yanda ise hizmetçilerle dolu koca bir konakta yaşayan Paşa ve ailesi bulunmaktadır.</p>
<h6><strong>Kahramanın Psikolojik Açıdan İncelenmesi</strong></h6>
<p>Hasta çocuk, 15 yaşına gelmiştir ve 7 yıla yakındır hastalıklarla boğuşmaktadır. Hastalığının ilk anından itibaren çevresinden ilgi gören çocuk, bazen de acıma hissi ile karşılaşmaktadır. Bu durum çocuğun psikolojisini oldukça etkilemiştir. Histrionik kişilik bozukluğunda olduğu gibi, çocuk ilgi görmeye alışmıştır ve olumsuz bir tavırla karşılaştığında yıkılmaktadır. Yengesinin sözleri ve amcası ile yaşanan tartışma sonrasında düştüğü yıkıntı bunun bir göstergesidir. Ancak yıllarca acınma duygusu ile yaşamış olmasına rağmen, öz güven eksikliği yaşamadığı söylenebilir. Kendini ifade edebilmesi ve fikirlerini sonu ne olursa olsun savunabilmesi buna kanıt olarak gösterilebilir.</p>
<p>Hasta çocuk, zorluklara rağmen yeni kararlar alabiliyor ve buna cesaret edebiliyor. Victor Frankl’in İnsanın Anlam Arayışı adlı kitabında belirttiği dayanıklı insan profilini içeriyor. Doktorların yoğun ısrarına rağmen ayağının kesilmesini istememesi, aylarca hastanede yatmayı kabul etmesi, inancını yitirmemesi ve âşık bile olabilmesi ile dayanıklı bir görüntü çiziyor. Hasta Çocuk, arasındaki yaş, kültür ve ekonomi farkına bakmaksızın Nüzhet’e âşık oluyor ve onunla iletişim kurmayı başarabiliyor. Kahramanın buradaki sevgisi Sabahattin Ali&#8217;nin Kuyucaklı Yusuf’unu hatırlatıyor.</p>
<blockquote><p>Hasta çocuk, roman boyunca gelgitler yaşamaktadır. Kendisine olan ilgiye alışmıştır. Olaylara kendi bakış açısından yaklaşmaktadır. Sürekli gözlem yapmakta, yalnız kalan kişileri görünce ayağındaki sakatlığın etkisiyle kendisinden bahsettiklerini düşünmektedir. Aşkı, annesi, acısı, tedavisi gibi konularda içsel bir konuşma geçiren kahraman bazılarına cevap bulamamaktadır. Hasta çocuk Erikson&#8217;un &#8220;kimliğe karşı kimlik karmaşası&#8221; döneminin tüm özelliklerini bu nedenle yansıtmaktadır. Kaldı ki yaşı da ilgili döneme uygundur.</p></blockquote>
<p>Hasta çocuk Sıgmund Freud&#8217;un Psikoseksüel Gelişim Kuramı&#8217;na göre &#8220;genital dönem&#8221; içerisindedir. Romanın geneli dikkate alındığında kurama uygun davranış örüntüleri de görülmektedir. Çünkü hasta çocuk, yaşının ilerlemesi ile beraber annesinden bağımsız hareket etmektedir ve karşı cinse duygular beslemektedir. Hoşlantı ile beraber toplumsal olaylara da eğilimli olması genital dönem özelliklerindendir.</p>
<blockquote><p><span style="color: #ff0000;">Freud’un genital dönemindeki “kimlik karmaşası, şaşkınlık, kararsızlık, duygu boşluğu” gibi durumlar da hasta çocukta görülmektedir.</span></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasinalaca.com.tr/dokuzuncu-hariciye-kogusu-karakter-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geviş Getirme Bozukluğu</title>
		<link>https://www.yasinalaca.com.tr/gevis-getirme-bzouklugu/</link>
					<comments>https://www.yasinalaca.com.tr/gevis-getirme-bzouklugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Alaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2020 07:35:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DSM 5]]></category>
		<category><![CDATA[geviş getirme]]></category>
		<category><![CDATA[geviş getirme bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[ruminasyon]]></category>
		<category><![CDATA[ruminasyon bozukluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yasinalaca.com.tr/?p=131</guid>

					<description><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="665" height="450" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/cocuklarda-gevis-getirme-hastaligi-ruminasyon-bozuklugu1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/cocuklarda-gevis-getirme-hastaligi-ruminasyon-bozuklugu1.jpg 665w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/cocuklarda-gevis-getirme-hastaligi-ruminasyon-bozuklugu1-300x203.jpg 300w" sizes="(max-width: 665px) 100vw, 665px" /></div>&#160; Geviş Getirme Bozukluğu GİRİŞ: Geviş getirme ya da ruminasyon bozukluğu, [1] besinin yutulduktan ya da kısmen sindirildikten sonra, tekrar ağza geri getirilmesi ve çiğneme işlemlerinin tekrarlanması şeklinde ifade edilen bir davranış problemidir. İstem dışı oluşan ve kişilerde alışkanlık haline gelen bu tekrarlamalar esnasında kişide tiksinme, mide bulantısı, kusma gibi hisler görülmemektedir. DSM 5’in Türkçeleştirmesini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="margin-bottom:20px;"><img width="665" height="450" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/cocuklarda-gevis-getirme-hastaligi-ruminasyon-bozuklugu1.jpg" class="attachment-post-thumbnail size-post-thumbnail wp-post-image" alt="" loading="lazy" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/cocuklarda-gevis-getirme-hastaligi-ruminasyon-bozuklugu1.jpg 665w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/cocuklarda-gevis-getirme-hastaligi-ruminasyon-bozuklugu1-300x203.jpg 300w" sizes="(max-width: 665px) 100vw, 665px" /></div><p><img loading="lazy" class="alignnone size-medium wp-image-132" src="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/cocuklarda-gevis-getirme-hastaligi-ruminasyon-bozuklugu1-300x203.jpg" alt="" width="300" height="203" srcset="https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/cocuklarda-gevis-getirme-hastaligi-ruminasyon-bozuklugu1-300x203.jpg 300w, https://www.yasinalaca.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/cocuklarda-gevis-getirme-hastaligi-ruminasyon-bozuklugu1.jpg 665w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<h1><strong>Geviş Getirme Bozukluğu</strong></h1>
<h3><strong>GİRİŞ:</strong></h3>
<p>Geviş getirme ya da ruminasyon bozukluğu, <a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> besinin yutulduktan ya da kısmen sindirildikten sonra, tekrar ağza geri getirilmesi ve çiğneme işlemlerinin tekrarlanması şeklinde ifade edilen bir davranış problemidir. İstem dışı oluşan ve kişilerde alışkanlık haline gelen bu tekrarlamalar esnasında kişide tiksinme, mide bulantısı, kusma gibi hisler görülmemektedir. DSM 5’in Türkçeleştirmesini yapan Öztürk, Ruminasyon teriminin yetersiz kaldığını, geviş getirmenin daha doğru bir ifade olduğunu söylemektedir.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> DSM 4 ve DSM 5 ölçütleri bakımından kategori değişikliğine uğrayan bu davranış bozukluğu; cinsiyet ve yaş bakımından benzer bir dağılım göstermektedir. Bu çalışmada, DSM4 ve DSM5 tanıları bakımından yaşanan değişikliğe değinilecek ve davranış bozukluğu ile ilgili literatür taraması yapılacaktır. Geviş getirme bozukluğunun yaşa, cinsiyete ve ülkelere dağılımı incelenecek ve sebepleri irdelenecektir. Bunun yanında geviş getirmenin ana sebepleri ile tedavi yöntemleri üzerinde durulacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol>
<li><strong>DSM 5’te Yaşanan Değişiklik:</strong></li>
</ol>
<p>Geviş getirme bozukluğu, DSM4 tanı ölçeğinde İlk Kez Bebeklik, Çocukluk ya da Ergenlik Döneminde Tanısı Konan Rahatsızlıklar başlığı altında incelenmekteydi. Dolayısı ile ilerleyen yaş gruplarında görülen şikayetler, başka davranış bozuklukları ile ilişkilendirilmekteydi. DSM 5 ölçeğinin yayınlanması esnasında söz konusu kategorisi kaldırıldı. Geviş getirme bozukluğu, DSM 5 sınıflandırılmasında “beslenme ve yeme bozuklukları” başlığı altına alındı. Dolayısı ile bebeklik, çocukluk ya da ergenlik döneminde tanısı koyulma kriteri de kendiliğinden kalkmış oldu. <a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a></p>
<p>DSM 5 kriterleri hazırlanırken geviş getirme bozukluğuna dair açıklamalar daha anlaşılır hale getirildi. <a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a>Yeni hali ile ileri yetişkinlerin de sınıflamaya dahil edilmesi sağlandı. Bir davranışın geviş getirme bozukluğu kapsamında değerlendirilebilmesi için DSM 5’te aranan şartlar şöyledir:</p>
<ul>
<li><em>En az bir ay süreyle, sık sık yediği yiyeceği geri çıkarma. Çıkarılan yiyecek yeniden çiğnenebilir, yeniden yutulabillr ya da dışarı tükürülebilir. </em></li>
<li><em>Sık sık geri çıkarma, eşlik eden bir mide-bağırsak hastalığına ya da başka bir sağlık durumuna (örn. gastroözefageal reflü, pilor stenozu) bağlanamaz. </em></li>
<li><em>Bu yeme bozukluğu, yalnızca anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza, tıkınırcasına yeme bozukluğu ya da kaçıngan/kısıtlı yiyecek alımı bozukluğunun gidişin sırasında ortaya çıkmamaktadır.</em></li>
<li><em>Bu belirtiler, başka bir ruhsal bozukluk bağlamında ortaya çıkıyorsa (örn. anlıksal yetiyitimi [anlıksal gelişimsel bozukluk] ya da başka bir nörogelişimse) bozukluk) ayrıca klinik değerlendirilmeyi gerektirecek denli ağırdır. </em></li>
<li><strong><em>Yatışmış:</em></strong><em> Geri çıkarma (geviş getirme) bozukluğu için tanı ölçütleri daha önce tam olarak karşılandıktan sonra artık uzunca bir süredir karşılanmamaktadır.</em></li>
</ul>
<ol start="2">
<li><strong>Geviş Getirme Etiyolojisi (Sebepleri)</strong></li>
</ol>
<p>Geviş getirme daha çok koyun ve keçilerde görülen, hatta onlarla özdeşleşen, yenilen besinlerin daha kolay sindirilebilmesi için önemli bir işlev gören fizyolojik bir eylemdir. Ancak insanın biyolojik yapısı bakımından geviş getirmeye gerek yoktur. Bunun DSM 5’teki gibi bir ay sürmesi, sürekli tekrarlanması ve bundan rahatsızlık duyulmaması gibi durumlar patolojik bir olgudur. Geviş getirme, görülme sıklığına göre bebekler, çocuklar ve ergenler nezdinden düşünülmüştür. Çocuk psikiyatrlarının üzerinde durduğu ve çalışmalar yaptığı bir alan olmuştur. Ancak zaman görülme yaşının artması, rahatsızlığın sadece küçük yaş grupları ile ilgili olmadığını göstermiştir. <a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a></p>
<p>Geviş getirme bozukluğu, birçok etkenin bir araya gelmesinden kaynaklanmaktadır. Yapılan çalışmalar kültürel, sosyolojik, ekonomik, psikolojik ve biyolojik yönlerinin olduğunu göstermektedir. Olumsuz alışkanlıkların yoğun olduğu çevrede yetişen ya da yoğun stres altında yaşayan bireyler, ruminasyona yakındır. Kötü beslenen ve özellikle susuz kalan bebeklerde görülme sıklığı daha fazladır.</p>
<p>Geviş getirme bozukluğunun önemli sebeplerinden birisi de erken yaşlarda anne ile kurulan bağın eksikliğidir. İlgiye muhtaç oldukları dönemde annesi tarafından ihmal edilen, tepkisiz bırakılan, maddi ya da manevi olarak ihmal edilen bireylerde geviş getirme bozukluğu riski daha çoktur. Bu dönemdeki çocuklara daha fazla dikkat edilmelidir. Çünkü kendini anlatma ve kontrol alma yetilerinin zayıflığı nedeniyle bu dönemde ölüm yaşanabilmektedir. <a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a></p>
<p>Geviş getirme davranışı ile zeka geriliği arasında anlamlı bir ilişki mevcuttur. Zeka geriliği yaşayan bireylerin enerjilerini harcamak ve genel anlamda yatışmak amacıyla geviş getirmeye başvurdukları söylenmektedir. Büyük ölçekli çalışmalara rağmen geviş getirme bozukluğunun fiziksel sebepleri kesin şekilde saptanamamıştır. Burada sadece reflü ve gastrit gibi hastalıkların geviş getirme bozukluğunu tetiklediği belirtilmekle beraber, bulantı hissinin olmaması geviş getirmeyi daha karmaşık bir hale getirmektedir. <a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a></p>
<ol start="3">
<li><strong>Ruminasyon Bozukluğu İle İlişkili Bozukluklar</strong></li>
</ol>
<p>Geviş getirme bozukluğu gerek DSM 4’te gerekse DSM’te diğer yeme bozuklukları ile birlikte anılmaktadır. Özellikle tanı ölçeğinden de görüleceği üzere çoğunlukla Pika bozukluğu, anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza, tıkınırcasına yeme bozukluğu ya da kaçıngan/kısıtlı yiyecek alımı bozukluğu ile ilişkilidir. Geri çıkarma bozukluğu olan kişide ruminasyon tespiti yapabilmek öncelikle diğer bozuklukların olmamasına bağlıdır. Davranış bozukluğu olmamakla birlikte özafegal reflü hastalığı ruminasyon tanısında belirleyicidir. Çoğu zaman aralarındaki fark ancak bir röntgen çekimi sonrasında anlaşılabilmektedir.</p>
<ol start="4">
<li><strong>Ruminasyon Tanı Ölçekleri</strong></li>
</ol>
<p>Biyolojik olarak nedenlerin ortaya koyulamaması geviş getirme bozukluğunun tanısını zorlaştırmaktadır. Davranışın gözlem yoluyla incelenmesi ve tanı kriterlerinin bağımsız şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Geviş getirme bozukluğunda, öncelikle en önemli kriter her şeyin normal oluşudur. Başka bir ifade ile, geri çıkarma bozukluğu yaşayan bireyin, yeme ve içme ile ilgili davranışları normaldir. Sadece bunlara ek olarak geri çıkarma gerçekleşmektedir.</p>
<p>Davranış bozukluğunun ayırt edici görünümlerinden birisi de bireyde hoşnutsuzluk olmamasıdır. Normal şartlarda bireyler, kusma hissi geldiğinde dahi kendilerini kötü hissetmekte ve tedbir almaktadır. Mideden gelen koku ya da sesler, bireyi olumsuz etkilemektedir. Oysa geviş getirme bozukluğunda birey bunu normal algılamakta ve gerektiğinde toplum içinde de istem dışı tekrarlamaktadır.</p>
<p>DSM 5’ten de görüleceği üzere geri çıkarma, yemeklerden sonra ortalama 15 dakika içerisinde olmaktadır. Bu süre bireysel özelliklere göre kısalabilmekte ya da uzayabilmektedir. Tekrarlama süresi 2 saate kadar çıkabilmektedir. Davranış bozukluğu tanısı koyabilmek için başlangıçtan sonra en az bir ay geçmesi gerekmektedir. Geviş getirme bozukluğunun sebepleri kadar sonuçları da tanılamada faydalı olmaktadır. Geri çıkarma problemi yaşayan bireylerde zamanla halsizlik, dirençsizlik, zayıflama ve diş etlerinde yıpranma gibi sonuçlar görülebilmektedir. Nadiren de olsa geviş getirme anında bireyler aşırı kızgınlık hali yaşanmaktadır. Ergenlerde dönemin verdiği özelliklerle beraber toplumdan uzaklaşamaya sebep olabilmektedir.  <a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a></p>
<p>Bazı yabancı kaynaklarda ağız kokusu, hazımsızlık, karın ağrısı, diş çürüğü ve çatlamış dudaklarında geviş getirme bozukluğu ile ilişkili olabileceği belirtilmektedir. <a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a> Tanı kriterlerinin bireyler olup olmadığının belirlenmesi amacıyla ikili görüşme yapılmaktadır. PARDI <a href="#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a>tekniğine başvurulmaktadır. Ayrıca bu süreçte EDA<a href="#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a> formlarından yararlanılmaktadır. Özellikle ruminasyon bozukluğunu andıran diğer fiziki belirtilen ya da davranış bozukluklarının ayırt edilmesi gerekmektedir.</p>
<ol start="5">
<li><strong>Ruminasyon Epidemiyolojisi (Dağılımı)</strong></li>
</ol>
<p>Görülme sıklığı bakımından geviş getirme bozukluğu yaygın bir bozukluk değildir. Bu nedenle sahadan elde edilen verilen oldukça kısıtlıdır. geviş getirme bozukluğu her yaştan kişide görülebilmektedir. Özellikle gelişim bozukluğu ya da zeka geriliği olan bireylerde çok ileri yaşlarda rastlanılmaktadır. Ancak sağlıklı bebeklerde genellikle 3. aydan başlamakta ve bir yaşa kadar görülmektedir.</p>
<p>Cinsiyet dağılımı bakımından geviş getirme bozukluğu kadınlara nazaran erkeklerde daha çok görülmektedir. Bu durum; kadınların şişkinlik, gerginlik, bağırsak hastalıkları gibi problemler dolayısı daha fazla tedavi ihtiyacı duymasına dayandırılmaktadır. Buna karşın Tosun, kadın ve erkekler arasında anlamlı bir farkın olmadığını belirtmektedir.<a href="#_ftn12" name="_ftnref12">[12]</a> Kolombiya’da 4 yaş ve altı 1231 çocuk ile yapılan bir araştırmada geviş getirme bozukluğunun görülme sıklığı %4.7 olarak ölçülmüştür. Ancak aynı oran zeka geriliği olan çocuklar arasında %10’a kadar çıkmaktadır.</p>
<p>geviş getirme daha çok çocuklarda görülmektedir. Ergenlik yaşının üstünde olan bireyler arasındaki görülme sıklığı %0.9 düzeyindedir. Ve yetişkinlerde genellikle başka bir rahatsızlık ile beraber görülmektedir. Kas ağrısı ve diğer yeme bozukluğu ile başvuran hastaların %8’lik bir diliminde geviş getirme bozukluğuna da rastlanılmaktadır.</p>
<ol start="6">
<li><strong>Dünyada Yapılan Bazı Araştırmalar</strong></li>
</ol>
<p>Çocuklar ile ergenlerde geviş getirmenin yaygınlığına ve belirtilerinin neler olduğuna dair Sri Lanka’da 4 ilden 8 farklı okuldan 10-16 yaş arası öğrencilerden oluşan bir örneklem seçilmiş, anket ve gözlemlerler araştırma yapılmıştır. Araştırmaya 2163 öğrenci dahil edilmiştir. Katılanların %55’lik kısmı erkek öğrencilerden oluşturulmuştur. Çalışmalar sonunda öğrencilerin %5.1’lik kısmın geviş getirme semptomlarına rastlanılmıştır. Gruptaki erkeklerin kendi içerisindeki dağılımı da genel kitleyle uyumludur. Geviş getirme davranışı izlenen öğrencilerin %95’lik kısmında yemekten sonraki 2 saatlik zaman diliminde geri çıkarma görülmüştür. Bu öğrencilerden sadece %26.4’ü geri çıkarılan gıdayı tükürmüştür. Araştırmanın ilginç yanını ise günlük semptomların görülme oranı oluşturmaktadır. Buna göre geviş getirme davranış bozukluğu olan öğrencilerin sadece %8.2’sinde günlük belirtiler baş göstermektedir. <a href="#_ftn13" name="_ftnref13">[13]</a></p>
<ol start="7">
<li><strong>Ruminasyon Bozukluğunda Tedavi</strong></li>
</ol>
<p>geviş getirme bozukluğu hastalarının çoğunluğu ekstra bir tedavi görmeksizin bu davranış bozukluğunu atlatmaktadır. Çocukların gelişim dönemleri ilerledikçe bozukluğun etkileri azalmaktadır. Ancak yetişkinlerde baş gösteren geviş getirme daha kronik bir yapıdadır. Geviş getirme bozukluğunun tedavisinde klinik temelli randomize kontrollü çalışmalar<a href="#_ftn14" name="_ftnref14">[14]</a>ile oldukça sonuç alınabilmektedir. Ancak bu yöntemde başarının artması sebeplerin ortaya konulmasına bağlıdır. Ancak geviş getirme bozukluğu sebep verileri bakımından yeterli bir zemin içermemektedir.</p>
<p>Geri çıkarma bozukluğunun tedavisinde davranışçı terapiden de yararlanılmaktadır.<a href="#_ftn15" name="_ftnref15">[15]</a> Bireyin kendini dinlemesi, hissetmesi, uyaranların fark edilmesi ve daha sonra çeşitli gevşeme egzersizleri ile alışkanlık tersine çevrilebilmektedir. Bazı geviş getirme bozukluğu vakalarında solunum egzersizi yaptırılan bireylerin alışkanlıklarını unuttukları gözlemlenmiştir. Davranışçı terapi özellikle ergenlerde çok yönlü bir gelişme sağlamıştır. Duyarsızlaştırma terapileri etkin bir tedavi olarak düşünülmektedir. <a href="#_ftn16" name="_ftnref16">[16]</a></p>
<p>geviş getirme bozukluğunun tedavisinde ilaç tedavisinden de yararlanılmaktadır. Bu kapsamda bireylere antipsikotik levosulprid kullandırılmış ve 8 aylık bir düzenli kullanım sonunda 3’te 1’lik bir tedavi oranına ulaşılmıştır. Yine plesebo çalışmaları etkili olmuştur. Tedavinin bir diğer ayağında ise çocukların bakımları ile sorumlu olan kişiler bulunmaktadır. Anne, baba ve çocuk bakıcıların eğitilmeleri de gerekmektedir. <a href="#_ftn17" name="_ftnref17">[17]</a></p>
<ol start="8">
<li><strong>Geviş Getirme Bozukluğu ve Bağlanma</strong></li>
</ol>
<p>Yeme bozuklukları ile bağlanma stili arasında sıkı bir bağ bulunmaktadır. Özellikle yeme bozukluğu yaşayan kadınlarda ayrılma anksiyetesi ile güvensiz bağlanma stilinin geliştiği görülmektedir. Yine geviş getirmenin de içerisinde bulunduğu yeme bozukluğunda, bozukluk yaşayanların %96’sının aşırı kaygı yaşadıkları gözlenmektedir. Birçok farklı çalışmada güvensiz bağlanma ile yeme bozukluğu arasında sıkı bir bağlantı tespit edilmiştir. Ülkemizde de genel ölçümlere uygun şekilde başvurucuların büyük çoğunluğunda aşırı stres ve kaygı göze çarpmaktadır. Bu bilgiden yararlanarak anoreksiya nevroza gibi bozukluklar baba kız ilişkisine odaklanılarak tedavi geliştirebilmektedir. <a href="#_ftn18" name="_ftnref18">[18]</a></p>
<h1><strong>SONUÇ:</strong></h1>
<p>Geviş getirme bozukluğu, farklı sebeplerle dayandırılan ancak fizyolojik olarak kesin bir şekilde açıklanamayan davranış bozukluğudur. DSM 5 tanımlamasından önce yapılan tüm çalışmalar ergenlik, ergen çocukluk ve bebeklik dönemine aittir. DSM 5’in uygulanmasından sonra yetişkinlerde veri tablosu oluşmaya başlayacaktır.</p>
<p>Geviş getirme çoğunlukla diğer yemek bozuklukları ve bağırsak hastalıkları ile karıştırılmaktadır. Yaygınlık düzeyi yüksek olmadığından belirgin bir farklılık da görülmemektedir. Geviş getirme yeme bozukluğuna dair bilişse davranışçı terapilerin, duyarsızlaştırma tekniklerinin başarısı oldukça iyidir. İlaç destek tedavileri de tedaviye katkı sunmaktadır.</p>
<p>Ülkemiz bakımından değerlendirildiğinde geviş getirme bozukluğuna dair yapılan çalışmaların yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Kaçar ve Çiçek tarafından yapılan araştırma en kapsamlı tek araştırma olarak dikkat çekmektedir. Akademik çalışmalar bulunmamakla birlikte Google dokümanlarının da DSM 5 tekrarından ibaret olduğu görülmektedir.</p>
<p>Genellikle yeme bozuklukları ve bağlanma arasındaki ilişkiyi irdeleyen akademik kaynaklara rastlanılmaktadır. Ama bunlar içerisinde de geviş getirme ile ilgili özel bir veri analizi yer almamaktadır. Yabancı kaynaklar irdelendiğinde okullarda araştırmaların yapıldığı, hastanelerin geviş getirme bozukluğu ile ilgili özel terapist çalıştırdığı tespit edilmiştir. Bu eksiklik, ülkemizde bilişsel davranışçı terapist yetersizliğini de düşündürmektedir.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Geviş getirme anlamı taşıyan Latince kökenli “rumine” kelimesinden türemiştir.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Öztürk Türk Psikiyatri Derneği için kaleme aldığı yazısında düşüncelerini şöyle ifade etmektedir: Rumination karşılığında “geri çıkarma” yetersiz kalıyor. Eylemin içinde “geri çıkarıp çiğneme” var. Geviş getirme tam çevirisi ama insana uymuyor. İngilizcede insana uyuyor, çünkü “rumination” aynı zamanda fazla düşünme, sürekli kurma anlamını da taşıyor. Tek sözcükle karşılık bulmak zorunda değiliz. Ben şimdilik “geri çıkarıp çiğneme” öneriyorum. Daha iyisi bulunabilir.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Kaçar ve Çiçek, 2019: 348</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Maner, 2020</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Kaçar ve Çiçek, 2019: 350</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Tosun, 2017:1</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Kaçar ve Çiçek, 2019: 351</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Tosun, 2017:1</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9">[9]</a> WEBMD, 2020</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10">[10]</a>Pika, Kaçıngan Yiyecek Alımı Bozukluğu ve Ruminasyon Bozukluğu Görüşmesi</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11">[11]</a> Yeme Bozukluğu Değerlendirme Formu</p>
<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12">[12]</a> Tosun, 2017:1</p>
<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13">[13]</a> NCBİ, 2012</p>
<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14">[14]</a> Kanıt değeri yüksek olan ve sıra ile dahil etme tekniğinin kullanıldığı çalışmalardır. Narenciye ürünlerinin davranış bozukluklarında iyi geldiğinin keşfedilmesi ile başlayan çalışmalar, 1800’lü yılların başından beri uygulanmaktadır.</p>
<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15">[15]</a> Sun, 2016:1</p>
<p><a href="#_ftnref16" name="_ftn16">[16]</a> Tosun, 2017:1</p>
<p><a href="#_ftnref17" name="_ftn17">[17]</a> Kaçar ve Çiçek, 2019: 354</p>
<p><a href="#_ftnref18" name="_ftn18">[18]</a> Karataş ve Bıkmaz, 2019: 629</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yasinalaca.com.tr/gevis-getirme-bzouklugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
