Türkiye’de Kadına Karşı Şİddet

Türkiye’de Kadına Şiddet Davranışının Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi

GİRİŞ

Türkiye’de kadına yönelik şiddet eylemlerinin sayısı ve ağırlığı giderek yükselmektedir. Eş, nişanlı, sözlü, sevgili gibi duygusal birlikteliklerde kadınların şiddete uğrama oranı %40’lara dayanmaktadır. Fiziksel saldırıya uğrayan kadınların sayısı her yıl %36 oranında artmaktadır.  Kadına yönelik cinayetlerle birlikte cinsel ve ekonomik şiddetin de gözle görülebilir ölçüde artması endişe vermektedir. (Tatlılıoğlu ve Küçükköse, 2015, s.195-200) Kadına şiddetin toplumun geneline yayılması ve her eğitim düzeyinden kişilerin şiddete başvurması, konuyu daha karmaşık ve karamsar bir hale getirmektedir. (Boyacıoğlu, 2016, s. 126-128)

Şiddet davranışlarına karşı toplumsal farkındalığın artması ile birlikte karar vericiler üzerinde baskı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Sosyal medyada yapılan etkinlikler bunda başı çekmektedir. Bunun yanında eğitim, sığınma, ekonomik destek gibi destekler için çalışan sivil toplum kuruluşlarına her gün yenisi eklenmektedir. (Yetim ve Şahin, 2019:48-52) Ancak dernekler, vakıflar ve devletin ilgili kurumları genellikle şiddetin sonuçlarına odaklandığından kalıcı bir çözüm elde edilememektedir.

Soruna yönelik etkili bir çözüm yolunun üretilmesi ancak sorunu oluşturan etmenlerin doğru bir şekilde analiz edilmesi ile mümkündür. Kadına şiddet eylemine sebep olan faktörlerin belirlenmesi, risk haritalarının çıkarılması ve buna göre planlı adımların atılması gerekmektedir. (Afşar, 2015, s.715) Bu nedenle çalışmamızda Türk toplumunda kadına yönelik şiddet eylemlerinin değişkenleri çıkarılacak ve onların şiddet eylemine dönüşme düzeyleri aktarılacaktır. Konunun daha iyi şekilde analiz edilmesi için alanda yapılan çalışmalar ve düzenlenen raporlar dikkate alınacaktır. (İpek ve Kızılgöl, 2019, s. 450)

  1. Kadına Şiddetin Evrensel Tanımı

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından yapılan çalışmalar neticesinde kadınlara karşı şiddet eylemi “ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik zarar veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayalı eylem, uygulama ya da bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükte yoksun bırakma” şeklinde ifade edilmiştir. (BİANET, 2020)

Tanıma göre Özel yaşamda meydana gelen eylemlerde bu kapsama alınmış ve psikolojik yıpratmalar şiddetin bir parçası olarak tanımlanmıştır. Bunun yanında sadece vuku bulmuş olan eylemler değil ileride kadına acı verme ihtimali bulunan davranışlar da şiddet içerisinde sayılmıştır. Çoğu toplumda halen suç görülmeyen ve bizim Ceza sistemimizde “şikayet bağlı bir suç” olarak tasnif edilen eşe yönelik cinsel eylemler de aynı kapsamında değerlendirilmiştir.  (KASASUM, 2013) Bu tanım, “dayak yiyen kadın” ifadesini “şiddete uğrayan kadın” olarak değiştirmiş ve niteleme sorunu da ortadan kaldırılmıştır. Böylelikle fiziksel davranışların yanında cinsel, ekonomik, psikolojik, sosyal ve sözel davranışlar da şiddet içerisine alınmıştır.

2.    Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetin Parametreleri ve Etkileri

Anayasada ve ilgili kanunlarda pozitif ayrımcılık düzenlemesi bulunmasına rağmen, ayrımcılığın ana temasını kadınlar oluşturmaktadır. Çalışma ve yönetim hayatına katılma düzeyler, kadınların içerisinde bulundukları durumu tarif etmektedir. Nitekim sıralamada büyük yükseliş göstermesine rağmen Türkiye, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde ancak 66. Sırada kendisine yer bulabilmiştir. (UNDH, 2019)

  • Alkol Bağımlılığı

Alkol kullanımı ile kadınlara şiddet uygulama arasındaki ilişki alkol kullanımının düzeyine göre değişmektedir. Kontrollü alkol kullanan erkekler ile kadına şiddet uygulama davranışında anlamlı bir ilişki yoktur. Ancak gün aşırı alkol tüketen ve çoğu kez düşük bilinçle gezen erkeklerin ise kadına şiddet eylemi gösterme eğiliminde oldukları saptanmıştır. Bu erkeklerin özellikle alkol etkisinde oldukları dönemde fiziksel ve cinsel şiddet başvurdukları bilinmektedir. (Boyacıoğlu, 2016, s. 126)

  • Göç

Türkiye’de kadınların uğradığı ayrımcılık göç ile birleştiğinde şiddetin zemini daha da artmaktadır. Geldiği yerde bir konumu bulunan kadın göç edilen yerde yalnızlaşmakta ve üretimden uzaklaşmaktadır. Yabancı bir kültür içerisinde kalan koca, içerisinde oluşan olumsuz enerjiyi dışarı vurarak kadına şiddete yönelmektedir. (Sili Kalem, 2017, s.274) Bu durum göç eden ailelerde hızla yozlaşma meydana gelmesi ve ailenin dışarı ile bağlantısının azalmasına da bağlanabilir. Dolayısı ile göç eden aileler ile kadına şiddet arasında pozitif bir korelasyon bulunmaktadır.

  • Erken Yaşta Evlilik

Çocuk yaşta evliliklerin kendisi şiddeti oluşturmaktadır. Çünkü evlilik olgunluğuna erişmemiş kızların evliliklerinde ilk cinsel deneyimlerden evlilik rollerine kadar birçok aşamasa şiddet görülmektedir. Bu kızların eğitimleri ve sosyal gelişimleri de zarar görmektedir. Genel şiddet algısının yanında aile olmanın sorumluluğu altında kalan genç erkekler, rol model alarak daha hızlı bir şekilde şiddete yönelmektedir. (SABANCIVAKFI, 2019)

  • Toplumsal Cinsiyet Algısı

Erkeklerin kadınlara yönelik şiddet eylemlerinin temelinde kendisini ondan üstün görme davranışı yatmaktadır. Toplumsal cinsiyet algısı gelişmemiş toplumlarda erkek kadından yukarıda konumlandırılmakta ve erkek kadının sahibi olarak görülmektedir. Ülkemizde batıdan doğuya ilerledikçe cinsiyet algısının istenmeyen düzeye geçtiği görülmektedir. Nitekim buna bağlı olarak kadına şiddet artmakta ve hatta normal görülmektedir. (Özbey, 2012, s.37)

  • Medya

Ülkemizde hazırlanan programlar ve haber dili, kadına yönelik şiddete zemin hazırlamaktadır. Zira erkeği güçlü, kadını ise savunmasız şekilde gösteren yayın dili, ülkemizdeki mevcut olumsuz tablonun devamını sağlamaktadır. Şiddete meyilli olan erkekler, televizyon karakterlerinde kendisi görmekte ve hareketin yanlış olduğunu fark edememektedir. Medyanın bu olumsuz iletişim dilinin düzelmesi kadına şiddet eylemlerine karşı alınan tedbirlerin sonuç vermesini hızlandıracaktır. (Ceyhan, 2014, s.28)

  • Evlilik Süresi

Evlilik süresi arttıkça kadına yönelik şiddet eylemleri azalmaktadır. Yeni evli çiftler ile ilk çocukları dünyaya kalmış ailelerde kadına şiddet daha fazla görülmektedir. Evlilik birliği içerisinde geçen süre uzadıkça kadına yönelik fiziksel şiddetin azaldığı ölçülmektedir. Ancak uzun süreli evliliklerde kadınların evliliği koruma güdüsü ile şiddeti gizledikleri unutulmamalıdır. (Öyekçin, Yetim ve Şahin, 2012, s.75)

  • Evlilik Şekli

Erkek ile kadın arasında hukuken geçerli bir evliliğin olmaması, kadına şiddeti tetiklemektedir. Çünkü erkeğin boşanma davası, tazminat, nafaka gibi bir hukuki sorumluğunun olmaması onun şiddete daha kolay başvurmasına sebep olmaktadır. Hukuki evlilik birlikteliği olan erkekler ise eşlerini gözden çıkarmakta o kadar rahat hareket edememektedir.

  • Eşlerin Tanışması Usulü

Erkeklerin şiddet davranışını etkileyen unsurlardan birisi de ülkemizdeki görücü usulü evlenme geleneğidir. Eşi ile duygusal bir bağ kuramadan evlenen ve onu evin yardımcısı olarak gören erkekler, kindar davranış sergilemekte daha acelecidirler. Eşler arasında sevginin ve paylaşımın artması, erkeklerin saldırganlığını azaltmaktadır.

  • Yaş

Türkiye’deki kadına şiddet eylemleri incelendiğinde en az şiddete uğrayan yaş dilimi 20 yaşın altındaki ve 60 yaşın üstündeki kadınlardır. Orta yaşa ilerledikçe erkeklerin şiddet eylemleri artmaktadır. Özellikle 30-40 yaş aralığındaki kadınlar ise ülkemizde kadına şiddetin merkezindedir. (Ediz ve Altan, 2017, s.399)

  • Eğitim Seviyesi

Eğitim seviyesi ne olursa olsun kadınların şiddete uğrama riski bulunmaktadır. Nitekim ülkemizdeki vakalar arasında her eğitim düzeyinden kadınlar bulunmaktadır. Fiziksel, sözel ve cinsel şiddete uğrayan kadınların eğitim seviyeleri incelendiğinde bunların %45’inin ilkokul ve altı düzeyde eğitim aldıkları belirlenmiştir.  En az şiddete uğrayan kadınlar ise üniversite ve üstü eğitime sahip olanlardır. Bu nedenle ülkemizde eğitim düzeyi arttıkça şiddet eyleminin azaldığı söylenebilir. (Ediz ve Altan, 20017, s. 405)

  • Medeni Durum

Kadına şiddet ile evlilik arasında yüksek düzeyde bir korelasyon bulunmaktadır. Öyle ki şiddete uğrayan kadınların %60’lık kısmı bu şiddeti kocalarından görmektedir. Bu listede bekar kadınların oranı ise %9’dur. Bu verilere göre erkeklerin eşlerine yönelik her davranışı makul gördükleri sonucuna varılabilir. Dolayısı ile evliliğin şiddet için önemli bir parametre olduğunu söylemek gerekmektedir. (Boyacıoğlu, 2016, s.130)

  • Yanlış İnanış

Kadına yönelik şiddetin yaygınlaşmasının sebeplerinden birincisi, aile içinde fiziksel şiddet davranışlarının normal görülmesidir. “Kızını dövmeyen dizini döver” atasözünde olduğu gibi bazı şiddet davranışları ailenin korunmasının gerekliliği olarak görülmüştür.

  • Ekonomik Güç

Ekonomik bağımsızlığı elde eden kadınla kocaya bağlı bir yaşam süren kadın arasında şiddete uğrama bakımından anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Nitekim şiddete uğrayan kadınların %80’i ekonomik gücü olmayan, işsiz ve bağımlı kadınlardır. Kendi ayakları üzerinde durabilen kadınlarda ise şiddet daha az seyretmektedir. Bu nedenle kadınların ekonomik gücü arttıkça şiddetin azaldığı sonucu çıkarılabilir.  (İpek ve Kızılgöl, 2019, s. 469)

  • Çocukluk Çağındaki İstismar

Freudyan bir yaklaşımla çocukluk ve ilk gençlik yıllarındaki yaşantılarının ileriki yaşlarda şiddet saplantısına yol açtığı belirtilmektedir. Ailesi tarafından sürekli darp edilen, hor görülen, cinsel zorbalığa maruz kalan erkekler ileriki yaşlarda bunları kadınlara yansıtmaktadır. Yine çocukluğunda mağdur konumda olan kadınlar aynı davranışları kendi kız çocuklarına karşı göstermektedir.

  • Mağdurun Suçlanması

Kadınlar, şiddet gösterme eğiliminde olmayan erkeği sinirlendirecek davranışlar göstermekte ve şiddeti tetiklemektedir. Ancak tarafsız araştırmalar ve alan gözlemleri bunun tersini ortaya çıkarmaktadır. Kadınlar, tam aksine şiddet görmemek ve eşlerini mutlu etmek için onların suyuna gitmektedir. Nitekim eşinden dolayı kıyafetini değiştiren, örneğin tesettüre giren, kadın sayısı oldukça fazladır. Bu nedenle mağdurun davranmışlarının asıl etken olduğu hususunu destekleyen bir araştırma bulunmamaktadır.

  • Boşanma ve Ayrılma Kararı

Türkiye’de son yıllarda boşanma sayılarında gözle görülür bir artış görülmekle birlikte özellikle kırsal kesimlerde halen boşanmaya karşı sert bir tutum bulunmaktadır. Boşanma niyetinde olan kadınlar “yuva yıkan, ailesini bir arada tutamayan” kadın olarak görülmekte ve ahlaki olmamakla suçlanmaktadır. Bu algının yüksek olduğu toplumlarda şiddet olgusu artmaktadır. Ülkemizde dul kadınların şiddete uğrama oranı oldukça yüksektir.

  • Etkili Hukuk Yollarının Olmayışı

Ülkemizde yaralama, hakaret ve tehdit gibi suçlara yönelik suçların cezaları oldukça düşüktür ve caydırıcı değildir. Yine ülkemizde silah, bıçak gibi suç aletlerine ulaşmak da kolaydır. Ailenin Korunması Hakkında Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma kararları ve koruma tedbirleri yeterli değildir. Erkekleri şiddetten uzaklaştıran yaptırımlar olmadığı için şiddet davranışında hukuksal sebeplerden bir azalma görülmemektedir.

SONUÇ:

Güçlü ve dirayetli olan erkeğin nispeten savunmasız olan kadınlara karşı sergilediği fiziksel, sözel, cinsel, psikolojik ve sosyolojik şiddetlerin altında yatan birçok sebep bulunmaktadır. Şiddet türlerini ve bunların altında yatan sebeplerini birbirinden bağımsız görmek mümkün değildir. Evlilik ilişkileri, eğitim, yaş, yakınlık, madde bağımlılığı, göç, erken evlilik, iş gücü, medeni durum, istismar ve hukuk yolları gibi etkenler üzerinde durulmalı ve toplumsal düzeyde kapsamlı araştırmalar yapılmalıdır.

Kadına yönelik şiddet konusunda farkındalığın arttırılması, kadınlara eğitimler verilmesi, kitlesel iletişim araçların toplumsal eşitliğe vurgu yapan yayınlar yapılması ve sosyal baskı araçlarının kullanılması gerekmektedir. Madde bağımlılığı, gibi bireysel risk faktörleri çıkarılmalı ve buna yönelik sosyal destek hizmetleri arttırılmalıdır. Destek politikası yürütülürken risk etmenlerinin ülkeye, bölgeye, aileye ve bireye göre farklı düzeylerde seyrettiği unutulmamalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Afşar, Selda Taşdemir (2015); “Türkiye’de Şiddetin Kadın Yüzü,” Sosyoloji Konferansları Dergisi, Cilt 52, s.715-753.

BİANET (2020); “Kadına Yönelik Şiddet Nedir?” https://m.bianet.org/bianet/kadin/35881-kadinlara-yonelik-siddet-nedir, (Erişim Tarihi: 20.05.2020).

Boyacıoğlu, İnci (2016); “Dünden Bugüne Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet ve Ulusal Kadın Çalışmaları: Psikolojik Araştırmalara Davet,” Türk Psikoloji Yazıları Dergisi, Cilt 16, Sayı 19, s.126-145.

Ceyhan, Samet (2014); “Yazılı Medyada Kadına Yönelik Şiddet Haberlerinde Kullanılan Dilin ve Görsellerin İncelenmesi,” Yayınlanmamış Uzmanlık Tezi, Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü, Ankara

Ediz, Ayşe, Şenol Altan (2017); “Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet Üzerine Bir Alan Araştırması,” TBB Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, s.397-410.

İpek, Evren, Özlem Ayvaz Kızılgöl (2019); “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet ve Kadının İşgücüne Katılımına İlişkin Mikroekonometrik Analiz: Türkiye,” Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 19, Sayı 2, s.455-474.

KASASUM (2013); “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Konusunda İlköğretim İkinci Kademe ve Lise Öğrencilerinin Tutumları,” http://kasaum.ankara.edu.tr/files/2013/02/n%c3%bcfus-bilim-derne%c4%9fi-ve-birle%c5%9fmi%c5%9f-milletler-n%c3%bcfus-fonu_kasım-2013-raporu.pdf, (Erişim Tarihi: 21.05.2020).

Öyekçin Güleç, Demet, Dilek Yetim, Erkan Melih Şahin (2012); “Kadına Yönelik Farklı Eş Şiddeti Tiplerini Etkileyen Psikososyal Faktörler,” Türk Psikiyatri Dergisi, Cilt 23, Sayı 12, s. 75-81.

Özbey, Orhan (2012); “Türkiye’de Kadına Şiddet-Şiddetin Temelleri,” Hukuk Gündemi Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, s.37-39.

SABANCIVAKFI (2019); “Çocuk Evlilikleri ve Ev İçi Şiddet: Çocuk Gelinler,” http://www.sabancivakfi.org/i/content/4846_2_Cocuk_Evlilikleri_ve_Ev_Ici_Siddet.pdf, (Erişim Tarihi: 20.05.2020).

Sili Kalem, Ayşegül (2017); “Göç Eden Şiddet, Kadına Yönelik Şiddetin Göç Sürecinde Dönüşümü,” Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt 5, Sayı 19, s. 274-290.

Tatlılıoğlu Kasım, İsmail Küçükköse (2015); “Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet: Nedenleri, Koruma ve Önleme ve Müdahale Hizmetleri,” Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 7, Sayı 13, s.194-208.

UNDH (2019); “İnsani Gelişme Raporu 2019,” https://www.tr.undp.org/content/turkey/tr/home/presscenter/pressreleases/2019/12/HDR-post-release-pr.html, (Erişim Tarihi: 18.05.2020).

Yetim, Dilek, Erkan Melih Şahin (2019); “Aile Hekimliğinde Kadına Şiddete Yönelik Yaklaşım,” Aile Hekimliği Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, s.48-52.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.