Eğitimde Fırsat Eşitliği

Eğitimde Fırsat Eşitliği-Eşitsizliği

GİRİŞ

Fırsat eşitliği, özü itibariyle istihdam, eğitim ve sosyal hayat gibi herhangi bir alanda sunulan olanakların eşit şekilde dağılmasıdır. Bir yarışa girecek olan kişilerin aynı başlangıç çizgisinden başlamaları ve yol boyunca karşılaşacakları engellerin eşit olması fırsat eşitliğinin temelidir. Bir kişinin yarışa erken başlaması, gideceği mesafenin kısa olması ya da yarışmacılardan birine daha fazla engel çıkarılması ise fırsat eşitsizliğini ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle herkes aynı noktadan başlamalı ve aynı şartlarda yarışmalıdır. Yarış sonunda kimin nereye varacağını, hangi düzeye ulaşacağını kendi çabası belirlemelidir. (Şanver, 2019:63-66)

Fırsat eşitliği/eşitsizliği; birçok alanla ve kavramla bağlantılıdır. Her şeyden önce yaşama ve özgürlük gibi temel haklarda fırsat eşitliği sağlanmalıdır. Günümüzde çok rastlanmasa da kölelik gibi uygulamalara (ya da bunun modern görünümlerine) son verilmelidir. Mülkiyet, seçme seçilme, çalışma, eğitim ya da kamu görevine girme gibi alanlarda da fırsat eşitliği sağlanmak zorundadır. Çağımızda özellikle eğitim ve istihdam konusunda fırsat eşitsizliği olduğu konusunda tartışmalar mevcuttur (Genç, 2019:18).

Çalışma hayatında kadınların maruz kaldığı mobing, aynı işe düşük ücret, cam tavan sendromu gibi olgular; onların erkeklerin gerisinde bırakıldığı düşüncesini doğurmaktadır. Eğitimde ise dil, din, ırk, ekonomik şartlar, cinsiyet, mezhepçilik gibi eşitsizlik kaynakları vardır. Özellikle bölgeye, ekonomiye ve cinsiyete dayalı fırsat eşitsizliği belirginleşmektedir. Anayasal güvenceler, kanuni düzenlemeler, yargı içtihatları ya da toplumun oturmuş ahlaki normları gibi araçlarla fırsat eşitliği korunmaya çalışılmaktadır (Yaşar, 2014:23).

Fırsat eşitliği; aynı durumda olanlara eşit hakların verilmesidir. Bu süreçte eşitlik gerekçesi ile dezavantajlı grupların durumunu daha da kötüleştirilmemelidir. Uzuv eksikliği ya da zeka geriliği gibi hususlar değerlendirilmeli ve buna uygun olarak pozitif düzenlemeler getirilmelidir. Ülkemizde engelli vatandaşlar için getirilen özel KPSS uygulaması gibi onlara özel kulvarlar getirilmelidir. Bu ayrıcalık fırsat eşitliğine aykırı olarak düşünülemez. Tam tersine durumların eşitlenmesi olarak kabul edilmelidir (Şanver, 2019:122-124).

1)    Ülkemizde Fırsat Eşitliği Düzenlemeleri

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. Maddesi fırsat eşitliğini güvence altına alan en önemli hukuki düzenlemelerdendir: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kurularak ülkede belirli bir standardın sağlanması amaçlamıştır. Bir diğer husus ise Anayasa ile belirlenen sosyal devlet anlayışıdır. Anayasamızın 42. Maddesi eğitim hakkında herkessin eşit şekilde yararlanmasına yönelik devlete maddi yükümlülüklere getirmektedir.

2)   Eğitimde Fırsat Eşitliği Kavramı

Her toplumda mesleklerin ya da sosyal hayatın gücünden kaynaklanan bir tabakalaşma mevcuttur. Örneğin doktor ile kamyon şoförünün sahip olduğu sosyal imkanlar eşit değildir ve bunlar ayrı tabakanın mensubudur. Toplumsal tabakaya yerleşirken dış etkilerin mümkün olduğunca ortadan kaldırılması gerekir. Bir birey soylu bir aileden geldiği için değil, soylu olmak için yeterli çabayı gösterdiği için o tabakaya mensup olmalıdır. Eğitimin amacı, bireylerde istendik davranışları geliştirmek, onları yeteneklerine uygun şekilde geliştirmek ve niteliğine uygun tabakaya yerleşmesini sağlamaktır.  Bir toplumun ekonomik, sosyal ve siyasi anlamda arzu ettiği kalkınmışlık düzeyine ulaşması da ancak bununla mümkündür. Yapısal işlevsel kuram, eğitimin bu süreçteki olumlu işlevine odaklanmaktadır. Bireyler, babadan oğula geçen sistemlerden dolayı değil, eğitim hayatından gösterdikleri performansa göre sosyal tabakaya yerleşmelidir. Toplumsal tabakalaşmanın eleştirilen birçok yönü olmakla birlikte, emeğe uygun bir paylaşım yapıldığında ya da toplumsal hareketliliğe izin verildiğinde toplumu geliştirici yönü olduğu da unutulmamalıdır (Kılıç, 2013: 27-34)

Toplumsal hareketlilik; bireylerin hem tabaka içinde hem de diğer tabakalar arasında geçişişine izin verilmesi demektir. Toplumsal tabakalar belirlenirken kişilerin kişisel becerileri ve nitelikleri dikkate alınmalıdır. Üstün çaba sarf edenler iyi nitelikteki mevkie yerleşebilmeli, farklı nedenlerden kaynaklı mevki sahiplenmelerinin önüne geçilmelidir. Toplumsal hareketlilik ancak eğitimle mevcuttur. Eğitim hayatında gerekli çabayı gösteren ve kendisine verilen toplumsal rolleri yerine getirenler hak ettikleri tabakaya ulaşabilmelidir. Toplumsal hareketliliğin gerçekçiliğine inancın artması için tüm bireylere eşit imkanlar sunulması önemlidir. (İÜ, 2020)

Fırsat eşitliğinin eğitimde uygulanması toplumun geleceği için hayati derecede etkilidir. Ülkenin en ücra köşesindeki bir dağ okulu ile metropollerdeki gelişmiş okullardaki öğrencilerin aynı derecede eğitim olanaklarından yararlanması sosyal devletin de önceliğidir. Bu bakımdan eğitimde fırsat eşitliği, maddi durumuna, kültürel özelliklerine ya da siyasi inancına bakılmaksızın her öğrencinin eşit şekilde eğitim görmesini ve kariyer sınavlarından eşit yarışmasını ifade etmektedir. Ancak dünyada ve de ülkemizde bunun tam anlamıyla sağlandığı söylenemez (Genç, 2019:20).

Eğitimde fırsat eşitsizliğin temelleri tarihin ilk çağlarına kadar uzanmaktadır. Sanayi devriminde bir çocuğun hangi mesleği yapacağının babasının mesleğine göre belirlenmesi bunun bir örneğidir. Ailesi saygın bir sınıftan olmayan çocuğun babasını mesleğine mecbur edildiği bir ortamda eğitimde fırsat eşitliğinden söz edilmesi olanaksızdır. Eğitimdeki eşitsizlik tartışmaları Sanayi Devrimi sonrasında da bitmemiştir. Karl Marks’ın dediği gibi sömürülen bir aileden gelen çocuğun sömürülen yapıdan kurtulması ancak bu eşitsizliğin ortadan kaldırılması ile mümkündür. (Yaşar, 2014:28-35).

Eğitimde fırsat eşitliği, bir yönüyle yaşama, çalışma, seçe seçilme gibi temel hakların da eşit şekilde dağıtılmasını sağlamaktadır. Çünkü Amartya Sen’in değindiği üzere bir kişinin ekonomik, siyasal ve sosyal anlamda süreceği hayatı aldığı eğitim doğrudan etkilemektedir. Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasının gerekliliği Fransız İhtilali ile ilk defa dile getirilmiş, 1970’li yıllara doğru fırsat eşitliği iyice literatüre yerleşmiştir. (Genç, 2019:20). Eğitimde Fırsat eşitliği, öğrencilerin ekonomik, toplumsal ya da coğrafi etkenlere maruz kalmaksızın aynı orandan eğitilmesini amaçlamaktadır. Her öğrencinin en azından temel standartlara ulaşması, yeteneklerine uygun programların sunulması ve maddi kaynakların adil bir şekilde dağıtılmasını kapsamaktadır.

3)    Eğitimde Fırsat Eşitsizliğinin Boyutları

Eğitimde fırsat eşitliği; dünyanın çeşitli bölgelerinde farklı nedenlerle gerçekleştirilememektedir. Bunlardan ilki dil farklılıklarının tolere edilememesidir. Yöresel dillerin göz ardı edilmesi çoğunlukla eğitim eşitliğini zedelemektedir. Göç hareketlerinde de bu eşitsizlik göze çarpmaktadır. Ülkemizde Suriyeli sığınmacı çocuklara yönelik özel eğitim uygulamalarının geliştirilmesi eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaya yöneliktir. Hitler Almanya’sında Yahudilerin birçok haktan olduğu gibi eğitimden de sınırlanmaları dine dayalı bir eşitsizliktir. Myanmar’da Müslüman çocuklar da benzer şekilde eşitsiz bir ortamda yetişmektedir. Son günlerde Çin’in Uygur Türklerine yönelik politikaları da eğitimde fırsat eşitsizliğinin ırk kökenli kaynağı olarak düşünülmektedir. (Dağcı ve Keskin, 2013).

Liberal düşüncenin bir sonucu olarak fiziki şartlar da eğitimde fırsat eşitsizliğini doğurmaktadır. Bu konuda akla ilk olarak engellilik ve okul şartları (okula uzaklık, derslik sayısı) gelmektedir. Ülkemizde görme engelli öğrenciler için özel okulların oluşturulması, BEP programının geliştirilmesi eşitsizliği önlemeye yönelik olsa da halen birçok okulda fiziksel engelleri bertaraf edecek bir yapılaşma mevcut değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; tekerlekli sandalye girişi olmayan bir okulda engelli öğrencinin eğitim hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir. Eğitimde eşitsizlik örneklerinin anlatıldığı üzere oldukça farklı sebepleri bulunmaktadır. Literatürde eğitimde fırsat eşitsizliğini en çok etkileyen ve üzerine en çok çalışılan engeller ise cinsiyet, coğrafi şartlar ve ekonomik şartlar olarak bilinmektedir. Bu nedenle bunların üzerinde durmak ve irdelemek önemlidir.

a)     Eğitimde Cinsiyete Dayalı Fırsat Eşitsizliği:

Seçme seçilme hakkı, çalışma hakkı, velayet hakkı veya miras hakkı gibi kadınların eğitimden eşit şekilde yararlanmalarının önünün açılması da ne yazık ki yakın tarihimize uzanmaktadır. Kültürel kodlara dayandırılarak kız çocuklarının eğitimden mahrum edilmesi halen devam etmekte olan korkutucu bir olgudur. Ülkemizde bunu önlemeye yönelik yasal mevzuat bulunmaktadır. Anayasa’nın 10 ve 42. maddelerinin yanısıra Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 8. Maddesi de kadınların eğitimden eşit şekilde yararlanma hakkını garanti altına almaktadır: “Eğitimde kadın, erkek herkese fırsat ve imkân eşitliği sağlanır. Maddi imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin en yüksek eğitim kademelerine kadar öğrenim görmelerini sağlamak amacıyla parasız yatılılık, burs, kredi ve başka yollarla gerekli yardımlar yapılır” (Genç, 2019: 21)

b)     Yaşanılan Bölgeye Dayalı Eğitimde Fırsat Eşitsizliği:

“Coğrafya, kaderindir” sözünün yansıması olarak bireyin yaşadığı yerleşim yerinin kaynaklarının düzeyi oldukça önemlidir. Köyde yaşayan, taşımalı eğitim gören ya da tek sınıfta farklı düzeydeki öğrencilerle birlikte okuyan öğrenciler yarışa geriden başlamaktadır. Halen kırsal bölgelerde ısıtma sistemi olmayan, teknoloji sınıfı bulunmayan, derme çatma binalarda eğitim gören öğrenciler mevcuttur. Köy okulu olmayan yerlerde öğrencilerin okula ulaşmasında da büyük problemler yaşanmaktadır. Bir başka sorun da bölgesel dezavantajlardır. Ülkemizin Doğu bölgesinde genellikle yeni atanmış öğretmenler çalışmaktadır. Bölgedeki çeşitli sorunlar nitelikli öğretmen gücünün burada istihdam edilmesine engel olmaktadır (Yaşar, 2014:31-32).

c)     Ekonomik Yetersizlik Kaynaklı Eğitimde Fırsat Eşitsizliği:

Ekonomik kaynaklar, çocuğun hangi şartlarda eğitim alacağına işaret etmektedir. Zengin aile çocuklanın eğitimde oluşacak aksamaları tolere edebilecek imkanları varken fakir ailelerin çocukları temel ihtiyaçlara dahi erişmekte zorlanabilmektedir. Okullardaki derslik, spor salonları, teknolojik imkanlar öğrencilerin eğitim düzeyini etkilemektedir. Devlet okullarında derslik başına düşen öğrenci sayısı fazladır ve çoğu okulun fiziki imkanları yetersizdir. Oysa kolejlerin büyük çoğunluğu imrenilecek imkanlar içermektedir. Özel ders, vakıf üniversitesi, daha iyi beslenme gibi koşullar da eşitsizliği arttırmaktadır (Kandemir ve Kaya, 2010)

Sonuç ve Öneriler

Toplumun barışı ve refahı için eğitimdeki eşitsizliklerin kaldırılması önemlidir ve buna ilişkin politikalar geliştirilmelidir. Cinsiyete dayalı eşitsizliği ortadan kaldırmak için öncelikle ailelerin bilinçlendirilmesi ve kanuni yükümlülüklere tabi tutulması önemlidir. Gerektiğinde aileler ekonomik olarak desteklenmeli, konaklama ve ulaşım kolaylığı da sağlanarak kızlarını okutmak istemeyen ailelerin düşünsel temelleri çürütülmelidir.

Coğrafi eşitsizliğin önlenmesi için köy ve kent okulları arasındaki okul farklılıkları minimum seviyeye çekilmelidir. Kırsal bölge okulları ile uzak bölgelerdeki okulların sayısı arttırılmalı, derslik sayıları çoğaltılmalı ve ısıtma gibi teknik sorunlar giderilmelidir. Atamalar yapılarak öğretmen açığı giderilmeli, okulların internet teknolojileri geliştirilerek çağa uygun hale getirilmelidir. Bunların yapılması çeşitli sebeplerle olanaksız ise öğrencilerin konforlu bir şekilde kent okullarına taşınması yaygınlaştırılmalıdır. Ya da yatılı programların yaygınlaştırılması için gerekli altyapı kurulmalıdır.

Ülkemizde liselere ve üniversitelere girmek ulusal sınavlardan geçmektedir. Bu durum dershane katkısını gerektirmektedir. Ancak küçük nüfuslu ilçelerin çoğunda dershane yoktur. Köylerde ise zaten bunun olması imkansızdır. Öğrencilerin dershane hizmetlerinden yararlanmaları için dershane yöneticileri ile görüşülerek özel politikalar geliştirilmeli ya da özel kurs hizmetlerine gereksinimi azaltacak eğitim sistemine geçilmelidir. Ekonomik durumu yetersiz olan öğrencilerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için sosyal destekler genişletilmeli, hatta sınav başarısına bakılmaksızın eşitsiz durumdaki öğrencilere burs desteği sağlanmalıdır.

KAYNAKÇA

 

Dağcı, Kenan ve Mustafa Keskin (2013); “Çin’in Doğu Türkistan Politikası ve Azınlık Hakları Bağlamında Hak İhlalleri,” Barış Araştırmaları Ve Çatışma Çözümleri Dergisi, Cilt 1, Sayı 2, s.12-29.

Genç, Zeynep (2019); “Fırsat Eşitliği Bağlamında Eğitimde Teknoloji: Fatih Projesi Örneği,” Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Üniversitesi, Kocaeli.

İÜ (2020); “Açık Öğretim Fakültesi Eğitim Sosyolojisi Dersi Eğitimde Fırsat Eşitliği Ders Notları,” https://cdn-acikogretim.istanbul.edu.tr/auzefcontent/19_20_Bahar/egitim_sosyolojisi/9/index.html#ek_kaynaklar (Erişim Tarihi: 11.06.2020)

Kandemir Orhan ve Feridun Kaya (2010); “Gelir Dağılımının Yüksek Öğrenimde Fırsat Eşitliğine Etkisi: Türkiye’de Özel Üniversite Gerçeği,” Kastamonu Eğitim Dergisi, Cilt 18, Sayı 2, s. 557-566.

Kılıç, Yayın (2013); “Türkiye’de Eğitimsel Eşitsizlik Ve Toplumsal Tabakalaşma İlişkisine Dair Ampirik Bir Çalışma,” Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara.

Şanver, Filiz Yeşiltepe (2019); “John Rawls’un Adil Fırsat Eşitliği Çerçevesinde Eğitimde Fırsat Eşitliğinin Değerlendirilmesi,” Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Üniversitesi, Kocaeli.

Yaşar, Mustafa Malkoç (2014); “Sosyoekonomik Açıdan Eğitimde Fırsat Eşitliği: Giresun Örneği,” Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Giresun.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.