Korona’nın Psikolojik Sonuçları Hakkında Derleme

KORONA SONRASI RİSKLER

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüsü ile mücadele devam ederken Pandemi döneminden sonra hayatımızda nasıl bir değişiklik olacağına dair araştırmalar da devam ediyor. Özellikle İtalya, Almanya, İspanya ve Amerika gibi salgında ağır kayıplar yaşayan ülkelerde dönem sonrasına yönelik hazırlıklar yapılıyor ve ruhsa sağlığı alanında çalışanlarına büyük yük düştüğü ifade ediliyor. Hem haberlerden hem de kendi gözlemlerinden yola çıkarak pandemi sonrasında aşağıdaki sorunların yaşanacağını düşünüyorum:

Öncelikle Korona-Fobi olarak nitelendirildiği şekilde salgın döneminde ve sonrasında hapşırma, kusma, boğaz ağrısı, öksürme gibi problemlerde virüse yakalandım korkusu yaşayacağız.

Pandemi öncesinde gayet normal karşıladığımız ve basit ilaçlarla geçiştirmeye çalıştığımız öksürük ve ateşlenmelerde endişelenecek ve kendimizi dış dünyaya kapatacağız. Ya da soluğu en yakın sağlık kuruluşunda alacağız. Bu bakımdan uzunca bir süre yüksek düzeyde kaygı yaşayacağımızı düşünüyorum.

Bu sürecin nasıl atlatıldığına bakılmaksızın ileri ki yaşamımızda “temastan kaçınma sendromu” [1]yaşayacağımızı düşünüyorum.

Çünkü kendimde dahi ,en sevdiklerimi gördüğümde, otomatik bir şekilde ellerimi kenetleme gereği duyuyorum. Anne ya da babama sarılıp onları öptüğümde acaba yanlış mı yapıyorum diye düşünüyorum. Yine de Türk toplumu yapısı gereği sıcakkanlı ve bireysel bağlara önem verdiğinden bunun daha kolay atlatılacağını umuyorum.

Obsesif Kompulsif Bozukluklar içerisinde bulunan “temizlik hastalığı” vakalarında artış yaşanacağını öngörüyorum. 

Dışarıdan geldiğinde ellerini yıka, kıyafetlerini değiştir, kargo poşetlerini eve alma, marketten aldığın gıdaların paketlerini sil, eldivensiz hiçbir yere temas etme, sürekli dezenfektan kullan, kolonyayı ihmal etme gibi direktifler, hayatımızın merkezine yerleşti. Birçoğu normal hayatta da uygulanması gerekmesine rağmen pandemi döneminde bunların derecesi oldukça arttı ve yaygınlaştı. [2] Bu süreçten sonra da yatkın olan bireylerde temizlik hastalığı davranışının sıklaşacağını öngörüyorum.

Korona sonrasında yaşanacak en büyük problemlerden birisinin ekonomik problemler olduğu tartışmaya açık olmayan bir durumdur.

Dünyada milyonlarca kişi işini kaybetmiş ya da maaşlarında kesintiye gidilmiştir. Birçok iş yeri kapanmış, işine devam edenlerin ekonomik etkinliklerinde de önemli derecede azalmalar görülmüştür. Şimdilik devlet destekleri ile ayakta duran insanların dış destekler ile hayatlarını idame ettirmeleri imkansızdır. Dünyadaki fakirliğin artacak; insanların yaşam doyumu azalacaktır. Buna bağlı olarak depresyon, stres, kaygı gibi duyguları yaşanacaktır. [3]

Ekonomik sorunlara bağlı olarak çocukların gelişiminde aksaklıklar olacağını da tahmin ediyorum.

Açlığa uyum davranışı olarak çocukların organizması kendisini yavaşlatacak ve gelişim geriliği doğuracaktır. Hayat pahalılığın artması ve ailelerin alım gücünün düşmesi nedeniyle gelişim döneminde ihtiyaç duyulan birçok besine ulaşılamayacak, fiziksel ve ruhsal gelişimde yetersizlik görülecektir. [4]

Koronavirüs dönemi siyasal hayatta da önemli değişikliklere yol açacaktır.

Bu süreçte pahalılık karşısında mücadele eden, işsizliği önleyebilen, sağlık hizmetlerinde eşitliği sağlayan ülkelerde iktidarlar güçlenirken aksi bir davranışın görüldüğü ülkelerde toplumsal bir hareketlilik yaşanacaktır. Dip dalga [5] hareketlerinin ya da “Arap Baharı”[6] benzeri halk davranışlarının görüleceğini düşünüyorum. Son günlerde Amerika’da görülen eylemler de bunun bir başlangıcıdır.

Koronavirüs sonrasında öngörülen risklerle mücadele etmek gereklidir:

  • Öncelikle yaşanacak ruhsal problemlerle ilgili psikolojik danışman, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, çocuk gelişim uzmanı ve psikiyatr gibi destek hizmeti veren meslek gruplarından oluşan bağımsız bir topluluk kurulmalı ve bunlara gerekli finansman sağlanmalıdır. (Ülkemizde buna benzer bir grup oluşturulmuş ise de henüz bir sonuç yoktur). Bunlar, başta çocuklar ve ergenler olmak üzere riskleri tespit etmeli, yaş gruplarına göre ayırmalı, çeşitli topluluklarla birlikte hareket ederek onları sosyal hayata hazırlamalıdır.
  • Normal düzeydeki vatandaşlarda hayat rutinlerinin devam etmesi, tedbirli olmak gerektiği ancak her şeyin ölçülü yapılmasının daha doğru olacağı düşüncesi geliştirilmelidir. Temizliğin gerekli olduğu ancak hangi davranışların virüs ile mücadelede etkisinin olmadığı detaylıca açıklanmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Örneğin, gereğinden fazla dezenfektan kullanımının zararlarından bahsedilmeli, faydalı organizmaları öldürdüğü gösterilmelidir.
  • Ekonomik sorunlarla mücadele etmek için yeni iş sahaları oluşturulmalı, yeni çalışma standartları ile çoğu vatandaşın ortalama bir kazanca sahip olması sağlanmalıdır. Sosyal destekler arttırılmalı, sosyal desteklere önem veren kuruluşlara imtiyazlar tanınmalıdır. Sağlık hizmetlerine her vatandaşın eşit bir şekilde ulaşmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır. (henüz ülkemizde böyle bir şikayet bulunmamaktadır ancak psikolojik destek noktasında bazı vatandaşların erişmesinin zor olacağı da kesindir.)

[1] Literatürde “temastan kaçınma sendromu “şeklinde bir terim yoktur. Söz konusu duygu durumuna bu kavramın uygun olacağını düşünmekteyim.

[2] OMO’nun reklamlarında sıkça duyduğumuz gibi çocuklar için “kirlenmek güzeldir”. Oysa Pandemi döneminde sokaktan uzaklaşan çocuklar, doğada kirlenmek bir yana dursun, evde ailelerin Koronavirüs direktiflerine maruz kalmaktadır. Doğrudan ya da dolaylı şekilde edindikleri bilgiler zihinlerine yerleşmektedir. Henüz 4 yaşında olan yeğenimin dezenfektan ve kolonya sürmeden beni eve almaması, kıyafetlerimi çıkarmamı istemesi, maskesiz gördüğü an hemen uyarması bunun en yakın örneğidir.

[3] Güler, 2005: 377-380

[4] Hatun, Etiler ve Gönüllü, 2003:253-255

[5] Siyasi bir terim olan dip dalga, seçmenlerin ya da ülkesine bağlı vatandaşların alternatifsiz olarak görülen ve oldukça güçlü olduğu varsayılan lider (veya hükümete) karşı olumsuz tavır takınması, seçimlerde onu tercih etmemesidir.

[6] Özgürlük mücadelesi ile Arap halklarının liderlerine karşı ayaklanmasıdır. 2010 yılında başlayan halk hareketleri sonrasında Tunus, Mısır, Libya, Yemen, Suriye ve Bahreyn’de tüm dünyada yankı uyandıran olaylar yaşanmıştır. Olaylar sonrasında Tunus, Mısır, Libya, Ürdün, Sudan ve Kuveyt’de iktidar değişikliği yaşanmıştır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.